30 Mart 2012 Cuma

Elif´cikler



Elif´im hayata adim atar atmaz ilk arkadasliklarini kurmaya basladi :)
Üstelik ilk arkadasimiz da Elif.
Iki Elifcik bir arada...







23 Mart 2012 Cuma

Önlüklerimiz, ye ye kirlet


Her yavrunun vazgecilmez esyalarindan olan önlüklerimizi de paylasalim dedik. Nasilsa artik ne var ne yok herseyin fotografini ceker olduk :) .
Her zamanki gibi cok cok gec kalmis yazimizla basbasayim yine. Oldukca yogun hayatimda her daim yazma firsati bulamiyorum ve bundan dolayi üzgünüm.
Neyse gelelim önlüklerimize. Görüldügü üzere rengarenk önlüklerimiz 6 ayindan sonra anne sütünün yanisira yemek yemege baslayan balli kuzu Elif icin.




Her anne gibi ben de yeterki yesin iyi beslensin de hic bir seyi eksik olmasin diyerek bir sürü önlük yigdik eve.
Günlük kullanilanlarindan tutunda alti musambali olup su gecirmeyenlerine kadar aldik.




Kenari dis kasimaya yarayan önlügümüzü de almayi ihmal etmedik.



Nasilsa bu aylarda ne bulsa agzina götürüyor. Bari önlügümüz de bir ise yarasin dedik.
Bu arada 8 ayligiz ve ilk disimiz merhaba dedi bile. Ikinci disimiz de dis etini yarmak üzere, ha gayret... :)





Onca önlük arasinda en eglenceli bunu buldum. "Sensiz hersey aptalca"...



Yemegi üzerine boca etmis kuzu, bir kasik yemek annesine bir kasik yemekte babasina firlatiyor...



Bunca güzel önlük arasinda yavrumu yemek yedirmek cok keyifli. Önlük keyfini oglum Muharrem ve kizim Sumeyra´da da aynen böyle yasamistim.




Simdi geriye baktigimda onlarin ne kadar da cok büyüdüklerini görüyorum ve iyiki de bu kadar basit bir önlük olayini bile büyüterek yavrularimla hayati tadmisim diyorum.

Elif kuzum iyiki var, iyiki onunla su son bebek arzularimi gideriyorum. Cok mutluyum vesselam...



22 Mart 2012 Perşembe

Limoncuk



Ben daha 6-8 aylik bebeklerde limon yeyipte yüzünü kiristirmayan bebek ilk kez görüyorum. Hani cok severim bebekler limonu agzina alir ve yüzünü eksitir, ne tatli olurlar. Ama yok bizim minik hanimefendi Elifcik banamisin demiyor. Portakal gibi limon yiyor masaallah, bayiliyor.






7 Mart 2012 Çarşamba

Karne Yemegi ve Öpücükler


Ne zamandir blogumda yazan biriyim ama malesef hemen hemen bütün postlarimi cok gecikmeli yazabiliyorum. Bloglarinda günü gününe veya yasananlari geciktirmeden yazabilen arkadaslara hayranlik duyuyorum. Ben yetistiremiyorum, nedense...
Yaziya giristen de belli olacagi üzere bu postta yazacaklarim da taaa 2 ay öncesine ait... üüüf bee


Efendim, ilk bahsedeceklerim okul yari tatilinden. Cocuklar karnelerini alip eve geldiklerinde eger karnelerinde zayif notlari varsa onlara yüklenmememiz hususunda her zaman uzmanlarin anne babalari uyardiklarini isitiriz. Bu cok dogru bir tespit. Ben de oglum ve kizim karnelerini alip geldiklerinde bazi notlardan cok cok memnun olmasamda yine de onlari motive ettim ve de üzmeden konusmaya calistim.
Bu düsünce ile her zamanki gibi samimi bir arkadasimla birlikte yavrularimizin karnelerini kutlamak ve de gecmisle gelecek ile ilgili degerlendirmeler yapmaz üzere yemege gittik.
Kendimize bu sefer hint mutfagini sectik.
Hep birlikte harika bir yemek yedik. Durum degerlendirmelerini yaptik. Gelecege dair planlar yaptik. Gecmiste yaptigimiz hatalari gözden gecirdik.


Minik yavrulamiz da keyifli anlar gecirdiler. Bu durum degerlendirmeleri onlara da örnek oldu.
Tüm anne babalara cocuklari ile karneye özel bir gün gecirmelerini tavsiye ederim.



Diger bir bahsetmek istedigim konu da minik bebegim. Allah´im ne cok seviliyor bir bilseniz.

Gecenlerde katildigimiz bir nisan töreninde yavrum kucaktan kucaga gezdi.


Önüne gelen onu kucagina aldi. Öptüler, öptüler, öptüler...




Iyiki de az davetli vardi. Yoksa bebegime kavusmayi daha cok hayal edebilirdim.



Rabbim herkese hayirli evlatlar versin. Bizimkileri de hayirli insan eylesin insaallah.



Bebegim sevilme konusunda cok cok sansli. Hele hele ben haric bir de Samar annesi varki, herhalde bir insan sadece kendi yavrusunu bu kadar icten sevebilir.
Kendim kadar emin oldugum ikinci annemiz o. Bebegimi anne karnindan beri takip eden ve her halukarda destegi ile yanimizda olan bir can dostumuz.



Böyle güzel bir gecede bebegim herkesin ortasinda dans etti, zaten üstünde olan ilgileri daha da cok üstüne cekti.



Bol öpücüklü bir geceden sonra nihayet bebegime kavustum. Rabbime onu ve diger yavrularimi bana verdigi icin sonsuz sükrettim.







3 Mart 2012 Cumartesi

Bir Tutam Sac



Ne cok istiyorum yavrumun saclari bir an önce uzasin ve ben onlari rengarenk tokalarla süsleyeyim.
Yavrularim icinde en az saca sahip olan Elif malesef.
Ama herseye ragmen yine de elimden geldiginde minicik bir tutam sac yakalamaya calistim ve minicik bir tokayla bulusturdum o dünyanin en güzel tutam sacini... :)





28 Şubat 2012 Salı

Kirli Pasakli Futbolcum


Cogu kiz cocugunun hayallerinde prenses olmak, peri kizi olmak gibi pembe hayaller vardir. Benim kizim ise bunlarin tam aksine futbolcu olacagi günleri iple cekiyor. Hergün okulda ders saati bitmesine ragmen 1 saat daha fazlaliktan kalarak arkadaslari ile top kosturuyor. Olurda kendisini 10 dakika önce alacak olursak kiyametleri kopariyor.
Babasinin "benim kizim doktor olacak" telkinlerine hic aldiris etmiyor. Ben ise kendisine her ne meslek secerse secsin arkandayiz mesaji vermeye gayret ediyorum. Bu futbolcu olmasini destekliyorum anlamina gelmiyor aslinda ama onun kendisine güvenmesi, anne babasinin her daim yaninda oldugunu hissetmesini istiyorum. Eminimki ilerdeki yaslarinda daha cooook meslek guruplarina ilgi duyacak. Simdiden sartlandirilmasina gerek yok yani.



Okulda önceleri erkek cocuklarin onun kabul etmesi icin cok caba sarfetti yavrum. Onu kiz oldugu icin klasik bir erkek oyunu olarak kabul ettikleri bir oyunun icinde görmek istemediler. Ama Sumeyra yavrum o kadar kendinden emin bir sekilde kisa zamanda kendisini kabul ettirdi ki artik arkadaslar icinde top oynanacagi zaman aranan istenen bir isim haline geldi. Futbol oynanan yerde onca erkek cocugun arasinda tek kiz cocugu Sumeyra. Kiz arkadaslari da ondan cok sikayetci. Oyun arkadasi olarak kendisi ile hic bir sey paylasamadiklarini söyleyip duruyorlar.
Kah futbolcu kah kaleci görevini üstlenen kücük melegim iste fotografta da görülecegi üzere kir pas icinde eve dönüyor.




Cocukken oyun esnasinda kirlenmenin, gönlünce camurlara batmanin ne denli bir keyif oldugunu bildigim icin ona temiz kalmasi icin bir baski uygulamiyorum. Cok sükür camasir makinesi diye bir icat var. Her okuldan geldiginde üzerindeki kiyafetlerini siyirip onu yikayip temizleyip bir cok zahmet ceksemde onun mutlu ve anneden korkmadan oynamasina degiyor bence.




Görüldügü üzere tepeden tirnaga kadar camur icinde yavrum. Öyle az bir sey degil yani insanin tahammül sinirlarini zorlayan kirli hali. Sumeyra´da en hosuma giden sey onu bu kirli pasakli halde her gördügümüzde bize icten ice gülerek "evet kendimi ne hale soktugumun farkindayim" der gibi siritmasi. Onun gülen yüzünün solmamasi ve hic üzülmemesi icin Rabbime dualar ediyorum o zaman.

Allah cümlemizin yavrularinin yüzünü hep güldürsün ve bizleri onlari mutlu eden ebeveynler olarak kilsin.




20 Şubat 2012 Pazartesi

Serhat Akca ve Irmak Kerimoglu, Sizi Ne Cok Sevdigimizden Haberdar misiniz?



Siz güne nasil baslarsiniz?

Her zaman söylenir, güne nasil baslarsaniz öyle gider diye. Bu sözün cok haklilik payi var, mutlaka sizler de hayatinizda bunu tecrübe etmissinizdir. Öfkeli stresli bir gün genellikle o sekilde sonuclanir. Neseli bir günde ise kendinizi daha bir pozitif bulursunuz. Belki de kizmaniz gereken bir cok seye daha az tepki gösterirsiniz.

Ben son zamanlarda harika bir program kesfettim. Herkesin hosuna giden seyler farklidir biliyorum. Bu da benim hosuma giden güzel bir olay diyebilirim.
Önceleri arada bir bakarken sonra devam ettikce büyük bir haz aldigimi farkettim ve elimden geldigince her sabah izlemeye basladim.
Evet siz de merak etmissinizdir artik... ben günüme TRT Haberdar´i izleyerek basliyorum. Hem tüm dünyadan haberdar oluyorum, yabanci ülkelerin vatanim hakkindaki düsüncelerini ögreniyorum, hem de cok keyifli vakit geciriyorum.

Böyle bir haber programini insanin kendisine cok yakin hissetmesinde elbetteki sunucularinin cok cok büyük bir payi var.
Alisilmis haber programlarinin tam aksine cok sicak, sevecen ve izleyicilere hitab eden, yorumlari ve birbirlerine atismalari ile kendilerini seyircilerine son derece sevdirebilen iki sunucumuz var, Serhat Akca ve Irmak Gürcan Kerimoglu. Cok tatlilar, dünyalar tatlisi... Gazete haberlerini sunarken yaptiklari sirinliklerle ve arada bir sorduklari sorularla hepimizi ekran basina kilitliyorlar. Seyircilerinden fotograflar istiyor, haber aralarinda herkesle paylasiyorlar. Velhasil müthis keyif alarak izliyorum.

Bu arada artik beyim de bana katildi. Bizim evimizde her sabah ilk olarak TRT Haberdar aciliyor. Her ne kadar cocuklari okula hazirlama vaktine rastladigi icin ilk bölümlerini kacirsakta, sabah sabah yavrularimizi okula ugurladiktan sonra sicacik kahvalti cayimizin buhari tüterken, hafta ici keyifli kahvaltilarda bulusuyoruz o harika ekiple...



Iste burada bizim yavrularimizin fotograflarindan bir kare sunuyorlar. O hos yorumlarini eksik etmiyorlar.





Güzel olan TRT Haberdar´in cocuklarimizin da diline dolanmis olmasi. Zaten haber izlemekten hoslanan oglum ve insaallah ilerde ona benzeyecek kizlarim da anne babasini örnek almis oluyorlar. Dünyadan haberdar bir genclik yetirtirmemizde ön ayak oluyor bu aliskanligimiz.

Hafta ici Haberdar´a doyamayanlar cumartesi günleri Dünyadan Haberdar´i izleyerek harika bir hafta sonuna baslayabilirler üstelik.  :)

Serhat Akca ve Irmak Gürcan Kerimoglu´na bizlere verdikleri deger ve sunduklari harika haber programi icin cok tesekkür ediyorum.

Kisacasi iyiki varsiniz, hayatimiza renk katan güzel insanlar...

Sizi Seviyoruz...