oglum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oglum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2015 Pazartesi

Muharrem´den inciler...



Yasadigimiz ülkede her sene 3 Ekim tarihinde camilerimizde acik kapi günü düzenlenir. 3 Ekim ayni zamanda dogu ve bati Almanya´nin da birlestigi gün oldugu icin o gün bir günlük tatil ilan edilir. Biz burada yasayan müslümanlar da tatil olan bu günü dinimizi ve camilerimizi tanitmak amacli degerlendirir, gayri müslimlere bizleri yakindan tanima firsati veririz. 

Benim icin ise 3 Ekim´in ayrica cok önemli, cok özel bir anlami vardir. 
O gün benim oglumun dogum günü. Benim ilk anne oldugum gün. Ilk defa cennet kokan bir melegi kucaklayip kokladigim gün. Ilk defa annemin degerini gercekten anladigim gün...

Iste bu kadar anlamli bir gün de her sene 3 Ekim´de cami tanitimina katilirim. Bu konuda cok hos calismalar yapan kücük bir ekibimiz de var. Yaklasik 3 senedir de oglum da bu ekibe katilmaya basladi. Önceleri sadece Alman ve diger yabanci misafirlerimizle konusmalarimizi dinleyerek, organize islerimize yardim ederek, tanitim ve reklam gibi görevlerden biraz yüklenerek yanimizda oldu. 

Bu sene misafirlerimize hos bir fon müzigi esliginde nadide bir powerpoint gösterisi hazirladi. Misafirlerimizle sohbet ederken cayimizi yudumlayip, türk mutfaginin essiz lezzetlerinden ikramlarimizi sunarken bir taraftan da yavrumun o güzel arka plan calismasi ile daha koyu daha hos sohbetlere imza atiyoruz.

Artik aylik derslerimize de katiliyor. Bazi misafirlerin sorularina da cevaplar veriyor. Genellikle yasinin gencligi ve hos sohbeti ile yabanci misafirlerin en cok ilgi ceken adayi oluyor.
Oglumla bu kadar nezih bir ortamda beraber bir faaliyete imza atabilmek cok gurur verici. Onu cok seviyorum, cok begeniyorum...





Dogum gününü bir kenara itip dinine hizmeti yegleyen yavruma Rabbimden her daim bu yolun hizmetkari olmasini diliyorum... cok mutluyum...





18 Eylül 2014 Perşembe

Son Dogum Günü Kutlamasi


Notlarimin ne kadar geciktigi oglumun dogum gününden belli. Nerdeyse bu seneki dogum günü geldi catti, lakin ben henüz gecen seneki notlari yazmakla mesgulüm. Neyse kaybettigimiz arayi elbet kisa zamanda kapatacagiz.

Gecen sene yavrularimla bir anlasma yaptik. Dogum günü kutlamalarina belirli bir yasa gelince son vermemiz gerek diye fikrimi beyan ettim. Cocuklarim bundan pek hoslanmadilar. Lakin onlara bu konu ile ilgili biraz bilgi verince sükürler olsun ki beni anladilar ve ikna oldular. Mademki dogum günlerini cocuklari sevindirme amacli ve baska cocuklara imrenmesin diye yapiyoruz öyleyse bu cocuk büyüdügünde artik böyle bir kutlamaya illaki gerek duymak zorunda degil. Cocuklarin ne zaman büyüdügü, ne zaman genc sayildiklarini tartismamiz gerekti tabi böylece. Yasadigimiz ülke kanunlarina baktik, bir kisi 14 yasini doldurunca kanun önünde artik genc sayiliyor. Öyleyse biz de bu yasi baz almaya karar verdik. Cocuklarimin bu organizasyondan vazgecmek istememelerindeki asil sebebin hediye oldugunu kesfettim. Oysaki özel günlerde, bayramlarda, okul ve cami mezuniyetlerinde ve basarilarinda zaten bir cok hediye aliyorlardi. Onlari dogum gününden vazgecirmek icin yavas yavas adim atmak gerektigini anladim. Simdilik yas 14´ü doldurunca kutlama organizasyonu yok ama sadece hediye var. 
Evet böylelikle her birimize uygun sekilde bir karar almis olduk. 




Ilk uygulamamizi Muharrem yavrumda gerceklestirdik. Kendi ailemizle bir yemege ciktik. Dogum gününden ziyade onun genclige ilk adim atisini kutladik. Kücüklügünden aklimiza gelen güzel anilari paylastik. Beyimle hüzünlendik dogrusu. Ne hizla akip gecmisti zaman. Gercekten bu kadar yil olmusmuydu. 


 


Muharrem yavrum icin son anda yetistiripte aldigimiz hediyeyi masanin üzerine cikardim. Oysa kendisi bir hediye beklemiyordu. Annesinin kutlama ile birlikte herseyi sonlandirdigini saniyordu. Biraz üzgün ve kirgindi da bütün yemek boyunca ama belli etmiyordu. Biz de ona sürprizimizi belli etmiyorduk hani. Hediyenin disardan görünüsünü bir kitaba benzetti, pek memnun olmadi. Ben de artik daha cok okumasi gerektigini, bu yüzden kitapligina bir kitap daha ekledigimi söyledim... hihihihi...

Sonunda hediyesini acti ve cok cok cok mutlu oldu. Uzun zamandir hayalindeki I Pad´i görünce cok duygulandi, cok memnun oldu. Sadece kendisine ait, annesinin esyalarina ihtiyac duymadan ama yine de biraz kurallara bagli bir özgürlükte kullanabilecegi bu aygiti cok begendi. 



Anne babanin evladinin gözlerindeki sevinci görmesi, onlari mutlu etmesi kadar güzel bir haz olamaz. Hayattaki huzur ve mutlulugumuzun yavrularimizin mutluluguna endeksli oldugunu farkediyorum her gecen gün. 
Hayatta sunu anladimki en büyük sevincim önce anne babama hayirli bir evlad olup onlara hizmet etmek, sonra evlatlarimi, esimi mutlu etmek ve sonra da etrafimdaki tüm insanlara faydali olmaya calismak kadar güzel bir duygu yok. 

Rabbim her daim kendine hayirli bir kul, Resulüne hayirli bir ümmet, anne babamiza hayirli bir evlad, esimize hayirli bir es, evladlarimiza hayirli ebeveynler ve cevremize hayirli bir dost olmamizi nasib etsin. 


20 Mayıs 2013 Pazartesi

2012´den kalma notlar... (1)



Yarim senedir bloguma hic ugrayamadim ve bundan dolayi cok üzgünüm. Oldukca yogun bir sene geciriyorum. Cocuklarima eskisi kadar fazla zaman ayiramiyorum. Özel hayat ve is hayati birbirine karisti. Bu yogunluga bir de cocuklarin hafta sonu cami egitimi eklenince faaliyetlerimiz, gezilerimiz vs. icin pek vaktimiz kalmadi. 


Herseye ragmen yine de 2012´ye ait bir kac kare paylasmak istedim. 



Yavru Elif´im bayagi büyüdü. Ablasi ile oyunlar oynamaya basladi bile. 



Bir ara amigurumi oyuncaklarina merak saldim. Bir tane deneyeyim dedim. Elif´im bu minik bebegine bayildi. Aylarca onunla yatip kalkti resmen. 



Sumeyra yavrumun bu harika saclarini her sabah tarayip sekillendirmek kizima eziyet olmaya basladi. Ben de bir cözüm olarak bu güzelim saclara kiydim ve bayagi bir kismini kesiverdim. 
Sonuctan ikimizde memnun kaldik. 




Elif´imin saclarina da babasi kiydi. Bir gün isten eve geldigimde saclari kesilmis minik yavrumu görünce kendimi tutamadim, agladim. Oysa beyimle önceden kesilmelerine karar vermistik. Onu Caillou´ya benzettim. Zaten kizim Caillou´nun filmlerine bayiliyor.




Yaz tatilinden sonra Sumeyra melegim camiye basladi. Önceleri camiye giderken disarda basörtüsü örtmek istemedi, cok utandi. Ama disarda özellikle yabancilardan güzel tepkiler alinca utangacligini kisa sürede kaybetti. 



Elif´im artik her türlü oyuncak ve günlük islere merak saldi.


...


Buralarda her sene 3 Ekim tarihi camilerin yabanci insanlara kapilarini actigi gün olarak kabul edilir. Ben de her sene cocuklugumu ve gencligimi gecirdigim camimizde bu faaliyete katilmaya calisir, alman ve diger yabancilara dinimizi anlatirim. 
Bu sene Muharrem yavrum ilk defa bana eslik etti ve o da bu faaliyete katildi. Insaallah bundan sonraki yillarda da yavrum bu güzel calismayi hep devam ettirir. Onunla gurur duyuyorum. 



3 Ekim ayni zamanda oglumun da dogum günü. Bu seferki dogum gününü genc delikanli olarak kutladi. Arkadaslarini sinemaya davet etti. Film sonrasinda da eve gelinip ikramlar ve pasta yenildi, hediyeler verildi veee x-box oynandi.




Kizlar bayagi kaynasti. Kah büyügü kücügüne uyum sagladi, kah kücügü büyügüne...



Cok sevdigimiz Serra teyzemiz minik yavruma cooook hos patikler hediye etti. Elif bebegim, ev halki, misafirlerimiz bunlara bayildik.




Artik Elif kuzumda arkadasliklar kurmaya basladi. Ilk erkek arkadasimiz Muhammed Emin.




Sumeyra balim camiye baslama töreni olarak besmele törenine katildi. Bu güzel adet bize Osmanli´dan kalmis harika bir gelenek. Bu törenin ince ayrintilarini arastirmanizi tavsiye ederim, ecdadimiza bir kez daha hayran kalacaksiniz.




Bizim evin klasigi olan bayramlasma merasimimiz yine cok enteresandi. Bilindigi üzere her bayram günü icin bir hediye alir kuzularim. Elimden geleni yapmama ve ciddi bir yatirim yapmama ragmen bazi hediyelerden memnun kalmadiklarini görmek beni cok üzüyor. 



Elif yavrum ilk bebek hediyesini bayram hediyesi olarak aldi. Acayip mutlu oldu. Onda tam bir annelik duygusu var. Sumeyra kizim onun gibi degildi. Bebeklerle oynamayi Elif kadar sevmezdi. 



Ilk gün Muharrem´le Sumeyra´nin hediye farki Sumeyra´yi oldukca üzmüstü. Ne de olsa hediyeler paketlenmis, iclerini görme imkanlari yok. Artik o an hangisini secerlerse onu aciyorlar. Diger hediyeler icin diger bayram günlerini beklemeleri gerekiyor. 
Oysa hediyelerin birbirlerine esit olmalarina cok dikkat ederim. 



Sükürler olsunki daha sonraki günlerde yavrum diger hediyelerini actikca bos yere üzüldügünü anlamis oldu. 



Diger notlarimizi bir sonraki postta paylasmak üzere, hoscakalin...




30 Eylül 2012 Pazar

Basari Hediyesi


Oglum seviyesi yüksek orta okulun deneme süresini kazaninca kendisine söz verdigimiz XBox 360´i aldik. 


Gerci okulu kazanmak pek kolay olmadi. Ilk yarida kötülesen notlari ikinci yarida zar zor toparlayabildik.




Ama sonuc olarak bir basari vardi ortada ve de anne babanin sözünü tutmasi gerekiyordu.

Aslina bakarsaniz bu tip bilgisayar oyunlarini hic tasvip etmiyorum. Malesef cagimizin cocuklari getirdigi bu noktayi inkar etme imkanim da yok. Yavrularimizin cevresindeki diger cocuklarin sahip olduklari oyunlarin aynisini istemesi bir cocuk icin gayet normal. 

Ben bir anne olarak onun bu gibi oyunlarin basinda cok uzun oturmamasini sagliyorum. Sadece hafta sonlari oynama izni vererek herhangi bir sorun yasamiyoruz cok sükür.

Wii, XBOX veya Playstation gibi oyunlarda hosuma giden tek sey cocuklarin da bizzat hareket etmeleri. Benim de onlara katilip hep beraber oynadigimiz oluyor hani :) O zaman da acayip keyif aliyoruz... :):):)








27 Haziran 2012 Çarşamba

Misir Müzesi - Nisan 2012 Projemiz


Nisan ayinda projemizi secmek hakki Muharrem´deydi.





Kendisi eski Misir uygarliklari ile ilgileniyordu ve bu konuyu arastirmamizi arzu etti.




Öncelikle internetten biraz arastirip okuduk. Zaten Muharrem´in oldukca birikimi vardi. Hem kardesini hem beni bayagi bir aydinlatti.

Nitekim annemi de alip söyle güzel bir müze ziyareti gerceklestirdik.





En cok ölülerin kondugu tabutlar ilgimizi cekti. Soguk, tas ve kocaman...


....





....


...



...




Mumyalanmis insan göremedik ama mumyalanmis hayvanlari izledik. Cok enteresan...





Hele su ölü maskeleri cok ilginc. Insanoglu öldükten sonra bile güzel görünmek adina ne cok caba sarfediyor diye düsündük.




...
...



...





Tam ibretlik...





Kuzularim müzenin verdigi etkiden biran önce kurtulmak istediler. Onca mezar, tabut, ölü esyasi vs. görmek pek kolay olmadi, hele de Sumeyra icin.
Ama sonuctan cok memnun kaldilar yine de. Cok sey ögrendiler. Kulakliklar sayesinde de cok bilgi topladilar. Bizzat görerek tecrübe ettiler. Ben de onlarin bu merakini tebrik ettim.






Hosuma giden diger bir konuda cocuklarin müzeye ücretsiz girebilmesi oldu. Hatta aldigimiz bilet toplu bir cok müzeyi gezmemizi sagliyordu. Fakat annem ve cocuklar cok yoruldugu icin gezimizi sadece Misir müzesi ile sinirlandirmak zorunda kaldik.




Bu hos gezimizi harika bir yemekle sonuclandirdik.

Herkese bol bol müzeli günler diliyoruz...





16 Haziran 2012 Cumartesi

Muharrem´e Kücük Oda Degerlendirmesi


Evimizin büyük cocuk odasi ogluma aitti yillarca. Kizlarim iki tane olunca büyük cocuk odamizi kizlara, kücük cocuk odamizi da ogluma vermek zorunda kaldim. Oglum odasindan pek cikmak istemesede iki kizlarin dar bir yere hapsolmasina gönlü razi olmadi.



Muharrem kardeslerine büyük bir abilik yapmisti. Bunun karsiliginda kendisinin rahat edecegi bir odasi olmasini haketmisti.
Odanin rengine, kullanacagi esyalarina vs. hep birlikte karar verdik.



 Bu kücük odayi rahat kullanilir hale getirdik.



Daha önceki yazilarimdan bir tanesinde de bahsetmistim, cocuklarda düzen cok önemli diye. Oglumda da ufak tefek bütün esya ve oyuncaklarina dek herseye bir yer tayin ettik.



Aksesuarlarini da kendisi secti. Bu eyfel kulelerini Paris gezimizde almistik.


Kitaplarini sectik. Artik kücüklük yillarina ait olanlarin bir cogunu Sumeyra´ya hediye ettik.



Calisma masasini, sandalyesini ve masa cevresindeki düzeneklerini ihtiyaclarina göre tespit ettik.



Ilgi alanina giren detaylari unutmadik.



Kendisi en cokta bu dergi raflarina sevindi. Onca dergiyi düzenli bir yerde tutmak uzun zamandir pekte kolay olmamisti.



Büyük kartonlu oyunlarinin bir cogunu sectik, attik, hediye ettik. Geriye kalanlari rafimiza yerlestirdik.



Zamanla ne cok sey biriktirdigimize sastik kaldik.



Rafimizda iki büyük kutu yerlestirdik. Birinde irili ufakli bir cok oyunumuzu muhafaza ettik.



Digerinde ise Nintendo Ds ve Wii gibi oyunlarimizi ve arac gereclerini yerlestirdik.



En alt katta da "paha icilmez" "cok kiymetli" lego parcalarimiza yer actik. :)



Kücük bir odayi yerlestirmek demek yatak altlarini kesinlikle kullanmak demektir. Biz de buralari degerlendirdik. Nadir kullandigi esyalarinin bir bölümünü yatak altinda sakladik.




Bir bölümünü de dolap üstüne kaldirdik.

Böylece ogluma hos bir oda hazirladik.
Bu odaya her gün uzun uzuuuun günes dolmakta. Her aksam ise ufukta saridan kizila uzanan muhtesem bir renk kusaginda günesin batisi izlenmekte.

Hepimizin memnun oldugu hos bir karar oldu bu oda isi.