proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2015 Çarşamba

Sehrin Ortasinda Ciftlik

Sehirde büyüyen cocuklara her zaman acimisimdir. Doganin tüm güzelliklerinden uzak sehir karmasasinda tikilip kalmis kücük dünyalar onlar. Sehrin yogunlugu yetmiyormus gibi oynama alanlari da cok kisitli malesef. 
Cocuklarim bu muzdarip durumdan fazla etkilenmesinler diye onlari vakit buldukca sehrin güzelim doga parklarina ve hayvanlarin bulundugu yerlere götürmeye calisiyorum. Sükürler olsun ki yasadigimiz sehir yesillik ve doga acisindan cok zengin parklara sahip ve her yer yemyesil. Ayni zamanda evimizin arka bahcesi de kocaman ve etraftaki tüm cocuklarin bir arada oynadigi harika bir mekan. Tipki bizim cocuklugumuzdaki gibi arkadasliklar kurarak oyunlar oynuyor ve hayati birbirlerinden ögreniyorlar güzelim arka bahcemizde. 



Yasadigimiz semtin bir avantaji da icinde minik bir ciftlik barindirmasi. Islek caddelerin arasinda itinayla gizlenmis, sihirli minik bir köy sanki. 




Iceri girer girmez cocuklarin verdigi tepki hep ayni "Üfff burasi ne kokuyor!" :)




Elbette sehir cocuklari gübre kokusunu tanimayacakti. Ama artik ögrenme zamani...




Burada güzel olan cocuklarin hayvanlara dokunabilmeleri ve isteyenlerin hayvanlarin bakimini üstlenebilmeleri... Benimkiler simdilik sadece dokunmakla yetindiler. Kimbilir belki bir gün onlarin bakimiyla da ilgilenmek isterler. Seve seve izin veririm...




Ciftligin yan tarafinda kocaman bir oyun alani yapilmis. Burada hersey dogal, hersey odundan, topraktan, cimden, cicekten...




Yavrularimin ve arkadaslari Tugce´nin gönüllerince kirlenmelerini izledim. Toz toprak icinde kosusturmacalarina katildim. Her türlü kudurmaya izin verdim. 





....


Su pompalamaya bayildi yavrum...




....


...


...




Cok hos bir sonbahar günü yasadik hep beraber. Arabalarin egsoz dumanini, sehrin gürültüsünü, insan kalabaligini bir an icin unutmaya calistim. Sadece cocuklarin dogaya saliverilisini ve yesili izledim.

Simdi ilkbahari iple cekiyorum. Daha gezilmeyi bekleyen onca harika doga parki ve yesillikler var sirada...



22 Eylül 2014 Pazartesi

Bir Teknik Müzesi Hatirasi


Bu yüzyilda özellikle cocuklarimizin teknolojiye olan meraki malum. Daha bebek yaslarda ellerine gecirdikleri her türlü telefon, tablet vs. gibi aletlerin nasil calistigini hemen cözüp kullanmasini nasilda beceriyorlar. Genellikle miniklerin bu davranislarina hayran kaliriz lakin bu cagda dogan bir cocuk icin cok siradan bir islemdir bu. 



Uzun zamandir planladigim bir geziydi Teknik Müzesi. Cocuklarimin ellerindeki aygitlarin, gün icerisinde gördükleri bir sürü teknigin tarihcesini ögrenmelerini ve insanligin teknik sayesinde ne kadar gelistigini görüp ögrenmelerini cok istiyordum. Günün birinde iki yavrumu ve iki samimi arkadasini alip arabaya attigim gibi solugu müzede aldik.




Eskiden insanlarin nasil bir hayat sürdüklerini hayranlikla izlediler.




Özellikle de maden ocaklarinda vagonlar sürerek ekmek parasi kazanmak zorunda olan cocuk iscilerden cok etkilendiler. Kizim ve arkadasi deneme amacli sergilenen bir vagonu yürütmeye calistilar ama bu cokta kolay olmadi. Kendilerinin böyle bir hayati düsünemediklerini dile getirdiler. Ellerindeki nimetlere sükür etmeleri gerektigini bizzat anneden defalarca duydular :).




Sergilenen esya ve araclar hakkinda bilgilenmek icin yine ellerindeki sesli bilgilendirme cihazindan yararlandilar. 





...





Bir cok aleti denediler.




Dedelerimiz veya babalarimiz zamanindan kalma aletlere dokundular.




...




Cok hosuma giden bölümlerden biri de bu kimya bölümü oldu. Mesela bir masada cocuklar yilbasindan ve özel günlerden tanidiklari havai fisek malzemelerini sanal olarak karistirdilar ve göge firlattilar. Defalarca denendi bu kimyasal reaksiyon. 



...






...





Denenmemis bir alet birakmadilar. Bir sürü sorular sordular. 




Ellerindeki cep telefonu ve fotograf makineleri ile gecmisteki aletleri kiyasladilar.




...




Müzenin doga ile ilgili kismina da ilgileri büyüktü. Özellikle enerji kazanimi acisindan cok degerli bilgilere ulastilar. 




...



Zamanimizda bir cok araca binmelerine ragmen eskiden kalma gemi ve yelkenlilere hayran kalmamak mümkün degildi dogrusu. Insanligin ne hizli bir gelisim icinde bulundugunu bu müzede cok iyi farkettiler. 




...




Cocuklarin en cok ilgisini ceken bölüm ise ilk bilgisayarin sergilendigi bölüm oldu. Kendi dünyalarindaki bilgisayarlarin artik bir el büyüklügünde oldugunu düsünürsek teknolojinin hizina hayran olmamak mümkün degil. 





...




Bu ilk bilgisayarla noktaladik gezimizi. Fotograf karelerine aktaramadigimiz daha cok aletler, deneyler ve araclar gördük, ögrendik. Agabeylerimiz bu konularda kücük uzmanlar gibi kardeslerine bilgilerinden sundular. Oglum ve arkadasinin devasa bir bilgiye sahip olduklarini farkettim bu arada. Okullarindaki egitim ve özel ilgilerinin cocuklarimiza ne kadar faydali oldugunu bir kez daha anlamis oldum. 

Bu gezimizle yine bir aya bir proje etkinligimize bir baslik daha atmis olduk. 


27 Haziran 2012 Çarşamba

Misir Müzesi - Nisan 2012 Projemiz


Nisan ayinda projemizi secmek hakki Muharrem´deydi.





Kendisi eski Misir uygarliklari ile ilgileniyordu ve bu konuyu arastirmamizi arzu etti.




Öncelikle internetten biraz arastirip okuduk. Zaten Muharrem´in oldukca birikimi vardi. Hem kardesini hem beni bayagi bir aydinlatti.

Nitekim annemi de alip söyle güzel bir müze ziyareti gerceklestirdik.





En cok ölülerin kondugu tabutlar ilgimizi cekti. Soguk, tas ve kocaman...


....





....


...



...




Mumyalanmis insan göremedik ama mumyalanmis hayvanlari izledik. Cok enteresan...





Hele su ölü maskeleri cok ilginc. Insanoglu öldükten sonra bile güzel görünmek adina ne cok caba sarfediyor diye düsündük.




...
...



...





Tam ibretlik...





Kuzularim müzenin verdigi etkiden biran önce kurtulmak istediler. Onca mezar, tabut, ölü esyasi vs. görmek pek kolay olmadi, hele de Sumeyra icin.
Ama sonuctan cok memnun kaldilar yine de. Cok sey ögrendiler. Kulakliklar sayesinde de cok bilgi topladilar. Bizzat görerek tecrübe ettiler. Ben de onlarin bu merakini tebrik ettim.






Hosuma giden diger bir konuda cocuklarin müzeye ücretsiz girebilmesi oldu. Hatta aldigimiz bilet toplu bir cok müzeyi gezmemizi sagliyordu. Fakat annem ve cocuklar cok yoruldugu icin gezimizi sadece Misir müzesi ile sinirlandirmak zorunda kaldik.




Bu hos gezimizi harika bir yemekle sonuclandirdik.

Herkese bol bol müzeli günler diliyoruz...





19 Mayıs 2012 Cumartesi

Ilkbahari Kesfediyoruz (Mart 2012 Projemiz)



Büyük sehirde yasayanlar bilir, insan dogadan cok uzak yasar hayatini. Cicek böcek yesillikler gezilerde kesfedilir ancak. Hal böyle olunca bizim yavrular bir sinekten dahi korkar olmuslar.
Hazir ilkbahar gelmisken bu zamani degerlendirmek istedik. Mart ayi projesini secmek icin sira bendeydi. Ben de cicekleri ögrenelim ve toprakla biraz olsun hasir nesir olalim dedim.




Malesef toprakla ugrasmak icin bir bahcemiz yok. Sadece balkonumuzu bu amac icin kullanabiliyoruz.
Cicek ekimi icin toprak ve cicek tohumlariyla birlikte, balkon saksilari aldik.




Arac gereclerimizi hazirladik ve ise koyulduk.




Saksilarimiza yariya kadar toprak doldurduk.




Ciceklerimizi ektik.




Bu islerimleri yaparken cok heyecanlandik :)




Saksilarin geri kalan kismini yine toprakla doldurduk.




En son da suladik.




Yavrularim siralarini beklediler. Beraber iyi bir ekip calismasi yaptilar, cok memnun kaldim.




En son olarakta saksilarimizi balkonumuza astik.




Büyük saksilar icin abimizden yardim aldik. :)




En son olarak mumluklarimizi da asarak hos bir görüntü elde ettik.




Projemiz sadece cicek ekiminden ibaret degildi tabiki. Baska bir hafta sonu da baharda yetisen bazi cicekleri tanimaya calistik.

Bunun icin internetten faydalandik.



Belli basli ciceklerin resimlerini cizdik hep beraber.





Sumeyra cizimlerinde orijinali yakalamak icin cok caba sarfetti.




Ben de onlara elimden geldigi kadar yardimci oldum. Zaten oldum olasi resim yapmaya bayilirim.




Kagitlari kalemleri masanin üzerinde serpili görünce okul yillarimi hatirladim. Kendimi resimlere kaptirmisim.



...




...




Muharrem kendi cizimlerinden pek memnun kalmadi. Oysaki ben her zamanki gibi onun resimlerine bir kere daha hayranlik duydum. Mükemmeli yakalamaya calisiyordu, fakat bence yasina göre zaten mükemmel resimler ciziyordu.




Bir cok cicegin ismini bilmedigimizi farkettik. Isimlerini arastirdik. Üstelik bu arastirmayi iki lisanda yaptik. Sonuc cok bilgilendirici oldu.




Elif´te bos durmadi sagolsun.




Bazi resimler onun elinden kurtulamadi. Kalemler de öyle.




Cicek resimleri bir yana bu ariya bayildim dogrusu.




Calismalarimizi sunmak icin her zamanki gibi dis kapimizi kullandik.




Uzun yillardir dis kapiyi pano olarak kullanirim.




Bu pano kapi hem misafirleri yolcu ederken ilgilerini cekiyor, hem de yaptigimiz calismalar hep öz önünde duruyor.




Göz önünde olan hersey gibi biz de cicek isimlerini daha cok aklimizda tutabildik.




Cok hos bir proje oldu. Tüm anne ve cocuklara tavsiye ederim.

Bahar tadinda günler dilerim:)