8 Ocak 2015 Perşembe

Tüm güzelligiyle Vatan...


Vatan her zamanki gibi bu yaz da cok güzeldi, doyumsuzdu, unutulmazdi. 



...

...

...


...




...



...


Güvercinleri cok sevdi yavrularim. Özellikle de insanlarin onlarla kurabildigi iliskiye hayran kalmamak mümkün degildi.


Elif: "Anne bak cami!" :) diye haykirdigi güvercinlerin yem kabi unutulmaz cümlelerimiz arasinda yerini aldi bile. 




Ve de cocuklarin cicekler böcekle savasi görülmeye degerdi. Özellikle de Elif´in balkondan köpeklere ucurdugu baloncuklar :)



3 yasini doldurdu bebegim. Kocaman kiz oldu artik, her ne kadar benim gözümde hala bir bebek olsada. Teyzesinde ona minik bir dogum günü kutlamasi yaptik. Nasil mutlu oldu ama anlatamam. 




Minik ufak tekef de hediyeler aldi. Aslinda büdügünde ona ne kadar güzel dogum günleri hazirlayacagimdan tipki ablasi veya abisinin partileri gibi, o bunlardan habersiz, bu minik kutlama ile bile yetindi. Insaallah Rabbim ömür verir de o günleri de tattiririm yavruma. 




...



Oglumla bu yaz ilk defa yalniz basimiza yani cocuklar olmadan bir Istanbul kacamagi yaptik. Harikaydi. Yanimda kocaman güclü bir delikanli vardi. Artik sirtim yere gelmezdi hani. Kendimi öyle iyi hissediyordum ki. Kara yagizim 15 yasini dolduracakti yakinda ve kendisini annesini koruyabilen yigit bir erkek olarak görüyordu. Cok tatliydi yavrum, ona kocaman ve güclü oldugu duygusunu yasatmak icin elimden geleni yaptim. Nitekim basarili da oldum. 




Bu sene anneme ilk defa bir dogum günü sürprizi yaptim. O da kizimla ayni ayda dogmustu ve aslinda benim yavrumdan hic bir farki yoktu. Neden olmasin dedim, bir kere de o kendisini cocuk gibi hissetsin. Yasli bir insanla bir cocuk arasinda ne fark vardi ki. Onun gözlerinin icinin güldügünü görmek, hep onun bize degil de bir kere de bizim onu düsünüp bir seyler yapmamiz onu nasilda heyecanlandiriyordu. Onu mutlu etmek icin minicik bir organizasyon yetmisti. Buna benzer dogum günü haricinde, baska sürprizleri ona daha önceleri de yapmistim ve her defasinda bir cocuk gibi heyecanini izlemistim. 




...


...



...

Tatiller, bayramlar, eglenceler en cok da cocuklara iyi geliyor diye düsünüyorum. Sonuna kadar tadini cikariyorlar, kural mural dinlemiyorlar, iyi de ediyorlar hani. Ne de olsa büyüyünce hayat her zaman bu kadar güzel olmuyor malesef. 




...



Hayatta en cok sevdigim seydir sevdigim insanlarla, misafirlerimle sohbet anlari ve unutulmaz cay keyifleri. Ramazan bayramimiz da tam bu tadda gecti dogrusu. Bahcemiz bizleri ziyarete gelen misafirlerimizle dolup tasti, cok tatli bir yorgunlukla beraber acayip keyifli cayli yemekli sohbetlerimiz oldu, tam bana göre...




Yazin ortasindan buz pisti iyi bir fikir bence...Oh onca sicaktan serinlige davet gibi... Elif´in patenleriyle mücadelesini cok övdü ögretmeni, bayildim. 



Sumeyra önceleri kenarlardan yardim alarak daha sonra bayagi ilerletti kayma isini. 




...


...


Istanbul´da sayisiz gezilerimde Galata Kulesi her zaman plan disi kalmisti. Bu sene bu ziyareti gerceklestirdim. Muhtesem manzara esliginde Istanbul´u bir de buradan tadmak tarifsiz güzel...




...



...
...




...

...


Hele bir de bu manzara esliginde cay varsa...




...



Cok hos bir tatil malesef yine sona ermisti. Bir dahaki sefer nasib olur mu olmaz mi bilinmez lakin vatanin kiymeti kaybedince veya hasret kalinca biliniyor bu bir gercek...







5 Ocak 2015 Pazartesi

"Aslan sana hosgeldin diyor"


Beyimle birlikte Elif´imi ilk defa hayvanat bahcesine götürmüstük. Sumeyra ve arkadasi Tugce´de bize eslik etmislerdi. 
Elif´in hayran dolu bakislarini kameraya cekmedigim icin pismanim. Bahcenin hemen girisinde filler vardi. Hayatinda ilk defa canli fil gören Elif sasirip kalmisti. Bir müddet konusmayip, kocaman actigi gözleriyle onlari uzun uzun izlemis ve büyük bir hayret ve hayranlikla "Aneee filler ne kadar kocamaaaan!" diye haykirmisti. Ardindan fillerden pis bir koku geldigini söyledi. Ona hayvanlarin diskilarinin koktugunu anlattigimda saskinligi daha da artmisti. "Hiiiiih onlar tuvalete gitmiyorlar mi? Annesi onlara taharet aldirmiyor mu?" diye cok hosumuza giden, hepimizi kahkaha attiran bir yorum yapmisti. Elif yavruma hayvanlarin insanlar gibi olmadigini kanitlayana kadar bayagi ugrasmistim :) 



En cok görmek istedigi hayvanlar arasinda bir de aslancik vardi. Disarda yürürken aslanin kükremesini isittik ve hemen icerde aslanlarin bulundugu bölüme girdik. Kapali alanda kükreme sesi yanki yapinca ürkmemek mümkün degildi dogrusu. Elif´te bu ses karsisinda oldukca ürpermisti. Hemen orada onu sakinlestirmemiz gerekiyordu. Hemen beyimle bir hikaye uydurduk "Aaa Elif aslan sana hosgeldin diyor, onlar bu sekilde konusuyor. Hani sen de babanla oynarken aslan gibi kükrüyorsun ya, iste öyle!" Anlattiklarimiza önceleri pek inanmak istemeyen Elif, bizim güle oynaya aslani sevdigimizi ve "ayyy merhaba aslan kardes" gibi sözlerimizi duydukca rahatlamisti.



O gün bugündür her daim aslanin taklidini yapar ve "Aslan bana hosgeldin, merhaba dedi, biliyor musun?" diye de herkese anlatir.





...


...


...


...


Her hayvanat bahcesi sonrasi yaptigimiz gibi yine bahce icerisinde bulunan cocuk parkina ugramistik ve cocuklar doyasiya oynamislardi.




Bir ara Elif hayvanlarin belki onlarin yanina gelebileceginden korkarak bana siginmisti. Hakliydi, sonucta teorik olarak bu mümkündü. Onu sakinlestirip, oynamasi icin tekrar ablalarinin yanina yollamistim.




...


 Cok güzel bir gün yasamistik yine. Hatiralarimiza bir yenisini daha eklemistik. Belki böyle anilar sayesinde büyüdüklerinde onlara anlatacak bir sürü hikayem olacakti. Güzeldi hersey...





2 Ocak 2015 Cuma

En Güzel Yillar


Her birimizin hayatinda en cok animsadigimiz anilar genellikle cocukluk yillarimizdir. Büyüyünce hayat ne zor oluyormus meger. Cocuklarima baktim, ne de mutlular aslinda. Birbirleriyle kavgalariyla, sevincleriyle, oyunlariyla belki de en güzel yillarini yasiyorlardir diye gecirdim icimden. 



Belki de hic bir zaman bu kadar samimi bu kadar hayat dolu olmayacaklardir ilerleyen hayatlarinda kim bilir. 




Onlarin mutluluklari gözlerinin icinden okunurken bir anne olarak ya da büyümüs bir cocuk olarak, ister istemez düsüncelere daliyorum. 




Bu saf, tertemiz hallerini hic yitirmesinler istiyorum. 



Her daim tutsunlar birbirlerinin ellerinden, her dertlerini ve sevinclerini bir ömür boyu paylassinlar istiyorum. 



Belki de onlar büyüdükce korkuyorum. Onlari kaybetmekten, onlara hasret kalmaktan, onlari hayatin kucagina atmaktan.



Her anne gibi yasadiklari her anlarini mutlu bir aniya dönüstürmek icin elimden geleni yapmam bu yüzdendir belki de. 



Arada yaptigim onca hata ve sonrasinda yasadigim vicdan azablariyla da yüzlesiyorum. Üzülüyorum... Her insan hata yapabilir lakin annelerin hata payi daha az olmali diyorum kendi kendime...




Bizler bu kücücük dünyalarin umut isigi, yarina hazirlayan örnekleriyiz. Onlarin hayatta en cok hatirlayacaklari anilarin mimarlariyiz. Bu yüzdendir belki de yükümüz cok agir. Sorumlulugumuz cok büyük. Belki de bundandir vicdan azaplarimizin büyüklügü yahut mutlulugumuzun tarifsizligi. 

Insaniz neticede diyorum, elbette her halimiz bir olmayacak. Iyi kötü günlerimiz olacak. Lakin anne olmak hata payini mümkün oldugunca azaltmak ve büyük bir itina ile bize pamuk ipligi ile bagli bu güzel yavrularin hayatlarinda güzel bir ani olabilmektir... kim bilir...