7 Aralık 2011 Çarşamba

Kurban Bayramindan Kalan Notlar ve Hediyeler


Her bayramda oldugu gibi yine bayram günü sayisinca hediye hazirladim yavrucuklara. Bu sefer oglumun hediyelerini de kizlara has bir hediye paketiyle kaplamak zorunda kaldim. Cünkü baska hediye kagidi alacak firsati bulamadim. Hediye icin alisverisimi de zor yetistirdim diyebilirim. Sükür evde acil durumlar icin biriktirdigim bir kac hediyeye disardan yenilerini ekleyerek durumu kurtardim. 


Ilk gün kizim yataktan kalkar kalkmaz hediyesini acmak istedi. Ama önce abimizin camiden gelmesini beklemesi gerekiyordu.


Muharrem ilk gün hediyesine bayildi. Ne zamandir uzaktan kumandali bir helikopter istiyordu. Ben de kücük ama oldukca maharetli bir helikopter sectim kendisine. Cok mutlu oldu yavrum.



Daha sonra aile ve es dost ziyareti derken malesef ikinci bayram günü pazartesine denk geldigi icin cocuklarin öncelikle okula gitmeleri gerekiyordu. Bilindigi üzere burada bayram tatilimiz yok. Sadece bayramin ilk günü müslüman cocuklar evde kalabiliyor. Ama bu sene zaten bayramin ilk günü pazara rastlamisti. Okuldan gelindikten sonra heyecanla ikinci hediyeler acildi. Oglum ikinci hediyesini acinca hayal kirikligina ugradi. Ona wii oyunu hediye etmistim ama kendi hayalindekini tutturamamistim. Zaten onun hayalini gerceklestirme gibi bir niyetimde yoktu. Önemli olan öncelikle hayatta herseyi elde edemeyecegini ögrenmesiydi. Bu dersi ona verdim vermesine ama benim de moralim bozuldu. Onun yüzünün asilmasi, bir tesekkür yerine hayal kirikligi yasamasi beni sinirlendirdi. Ona binlerce muhtac cocuklari hatirlatarak sükretmesi gerektigini anlattim ama o an hic bir sey fayda etmedi.



Bir an sinirden bunca bol hediyelesmeyi kaldirsam mi acaba hayatimizdan diye düsündüm. Ama ben bu bayram günü sayisinca hediye isini zaten onlar burada yasanan buruk bayramlarda neselensin, bayramlarda hatirladiklari güzel anilari olsun ve de bayram sabahlarina sevincle uyansinlar diye yapiyordum. O an moralsizlikle bir karar vermek istemedim.
Neyse bir gün sonra is tatliya baglandi. Ücüncü günün hediyesinden memnun kaldi kücük bey.


Sumeyra kizimin bu gibi takintilari olmadi sükürler olsun. Hediyeleri begendiginden mi yoksa daha degisik bir karaktere sahip oldugundan mi bilinmez, en azindan bu moralsizlikten onun memnuniyeti ile cabucak kurtuldum. Ama yine de ben nerde hata ediyorum diye düsünmek üzere kendimi hesaba cektim. Mutlaka bir yerlerde bir egitim hatasi yapmistim. Bir sürü analizden sonra kendi kendime bazi kararlar aldim. Hayrolur insaallah.



Büyüklere varda benim minik bebegime bayram hediyesi olmaz mi? Öncelikle ona hediye almayi düsünmemistim, cünkü zaten kisa bir zaman önce onun icin bir sürü alisverisler yapmistim. Ama sonradan "o bayrami bilmiyorsa bile ben biliyorum ya" dedim icimden. O henüz anlamiyorsa ben anliyorum sonucta... derken minik kurabiyeme de bayram hediyeleri aldim.
Bu oyuncagi bulmak isteyenler TIK TIK




Agzina sokarak tadmak üzere bebegime ilk bayram hediyelerini vermis oldum. O da sanki bütün bunlari anlamiscasina aldi kabul etti. Hemen tadina bakti. Merak edenler icin TIK TIK



Bu hediyemizi o henüz anne karninda iken secmistim. Bari bayram dolayisiyle bu paketide acalim dedik. Bu bezin kenarlarina dikilen degisik materyallerden olusan parcalar tam agzina diline layik :)



Zamaninda cok begenerek almistim bu hediyesini yavrumun. Kücük bebegi olan tüm annelere tavsiye ederim.


Dileyen anneler buraya tiklayabilirler TIK TIK



Bu arada cok hizli büyüyor benim minik kurabiyem. Disleri kasiniyor cok fena. Erken mi cikaracak minik disini bilmiyorum. Devamli yakalik degistiriyoruz.



Bebisimin bu sloganini da paylasmadan edemedim. "Eger burada birisi bagiracaksa o da benim!" :) Gercek hayattan alinti gibi degil mi? Bütün gün o bagiriyor ben dinliyorum.



Su an bu postu beraber yaziyoruz Elif´imle. Ben tek parmakla tuslara basarken, o da minik yumruklarini büyük bir gayretle agzina götürüyor, yaliyor ve biraz da battaniyesinin ucundan tadina bakiyor. :)

Haydi bize müsade...



Gala Yemegi ve Elif´imle Ilk Ayrilik



Basliktan da belli olacagi üzere Elif bebegim ilk defa benden ayri bir aksam gecirdi. Neden mi? O aksam cok özel bir gala yemegine davetliydik. Öncelikle davete katilip katilmama konusunda tereddüt ettim. Ne de olsa yavrum benden ayrilacakti ve henüz anne sütü disinda baska bir seyle beslenmeyen bir bebegi birakmak zordu. Ama anne babamin gönlünü yapmak saraylar insa etmekten daha önemliydi benim icin, onlari gala yemegine götürmeye karar vermistim bir kere. Bu durumda Elif kizimi cici annesine birakmaya karar verdim.



Elif´imin cici annesi yani can dostum, kizimin ikinci annesi ünvanini hakeden dostum, yavrumun kendisinde biraz zaman gecirecegini ögrenince sevincten havalara uctu. Tüm ailece Elif´imle güzel bir gece gecirecekleri uygun bir ortam hazirladilar. Arkadasimin esi bebek sevmek icin is yerinden daha erken eve geldi, cocuklar her zamankinden daha önce derslerini bitirdiler, evin diger fertleri ile cici annemiz Elif´imizi sabirsizlikla beklediler. Ben de kizima anne sütünü bir sisede hazirlayarak biraktim. Bu süt beni 3-4 saat idare edebilirdi.



Böylelikle Almanya´daki türklerin 50. yilini kutlayan gala yemegine katildik. Basbakan Erdogan ve esinin katilimiyla nezih bir aksam gecirdik.






Kutlamanin sonunda bir gurup yasli insan basbakanla hatira fotografi cektirmek üzere ön tarafa davet edildi. Annem babam da bu guruba katildi. 50 yil sonra hatirlanmak, eskileri animsamak anne babami cok mutlu etti. Bundan yillar önce babamin dinledigi nostaljik sarkilar calarken gözlerinin doldugunu farkettim. Ben de babamin bu halinden cok etkilendim. Cocuklugum, anne babamin gurbet yillari bir film seridi gibi gecti gözlerimin önünden.


Davet sonrasi duygu selinin ardindan kizimi ne kadar da cok özlemistim. Eve giderken ugrayip aldigim yavrumdan sanki günlerdir ayrilmis gibiydim.
Hos ve duygulu bir aksami böylece geride biraktik.



31 Ekim 2011 Pazartesi

Doga Tarihi Müzesi´ne Bir Göz Atalim...


Yavrularimla yeni bir aileyi arkadas edindik. Bu aile kim mi? Sumeyra ile ayni sinifa giden arkadasi Nisa´nin ailesi... Ogluma uygun kibar bir erkek arkadas ve kizima uygun tatli bir kiz arkadas edinmis olduk. Biz anneler de cocuklardan geri kalmadik tabiki.



Ben yavrularimi elimden geldigi kadar her hafta sonu gezdirmeye calisiyorum. O cumartesi de Doga Tarihi Müzesine gitmeye karar vermistik. Aklimiza yeni arkadaslarimizi davet etmek geldi. Onlar da bizleri kirmadilar. Hep beraber harika vakit gecirdik.  

Fosillerden tutunda kocamaaaaaaaaaan dinazor iskeletlerine kadar herseyi incelemeye calistik.




Bu hayvanlarin günümüzde yasamadigina sükretmedik desem yalan olur. Biz onlari müzede ziyaret etmekle yetindik, canlilarini görmeyi hayal bile etmek istemedik dogrusu :)







Müzedeki tüm gördüklerimiz hakkinda elektronik bilgi kutucuklarindan yararlandik. Ama bu sistemden ziyade oglum Muharrem bizi bilgilendirdi. Masaallah minik bir Prof. gibiydi. Anlattiklarindan cok keyif aldik.


Cocuklarin bu gibi gezilerde hem eglendiklerini hem de bilgilendiklerini gözlemledim.



Hem okul hayatlarinda da islerine yarayacak bilgiler toplamis oldular.




Oglum Muharrem özellikle cok iyi oldugu alanda yani gezegenler hakkinda arkadasiyla oldukca uzun sohbetler yapti.



Asagidaki kuslari da cok ilginc buldum. Ilk etapta bunca ölü kusun yanyana dizilmis hali bir garip geliyor insana fakat o rengarenk ahenke insan kendisini kaptirinca Allah´in ne mükemmel bir yaratici oldugunu düsünüyor.


Renklerin her tonuna rastlamak mümkün...



Bunun gibi bir cok ilginc kare vardi müze de...
Her biri Allah´in yüceligini vurguluyordu...


Hem inancimizi saglamlastirdik, hem bilgi edindik, hem gezdik, hem eglendik, hem de yeni arkadasligimizi pekistirdik... daha ne olsun... :)

Her yavrunun böyle bir müzede bu tür izlenimler yapmasini tavsiye ederim... Inanin cok faydasini göreceksiniz...

Selametle...




25 Ekim 2011 Salı

Van... Dayan...

Basimiz sagolsun...


En cok sevindigim haber...





En cok üzüldügüm haber...

23 Ekim 2011 Pazar

Hayal Gibi Istanbul...


Bu sene ikinci kez vatana dogru yol aldik yavrularimla... Bu sefer misafirlerim de vardi yanimda. Cok sevdigim filistinli bir arkadasim ve ailesini Istanbul´da gezdirme firsati buldum. Zaten hayran oldugum bu güzide sehri bu sene ikinci kez gezebilmenin mutlulugu icerisinde harika bir sonbahar tatili gecirdik.
Duraklarimizdan ilki Ortaköy oldu. Aksam vakti o harika bogaz görüntüsünde Istanbul´u yasamaya basladik.

Istanbul´a gidipte Eyüb Sultan´i gezmemek olmazdi. Oranin maneviyatini iyice icimize cektik.

Sonra Dolphinarium´a ugradik. Iki büyüklerimiz yunus baliklariyla yüzdüler. Kücük yavrularimiz da cok heveslendiler fakat malesef onlarin yaslari yunus baliklariyla yüzmek icin coook kücüktü. Muharrem ve arkadasi o anlari doyasiya yasadilar.

 Muharrem önce pek istemedi, sanirim yunuslardan biraz ürkmüs olmali. Ama benim israrlarim sonucu cesaretini kazandi ve sonra "iyiki de beni zorlamissin anne, cok tesekkür ederim" dedi.
Eminönü gezimiz de harika gecti. O güne cok sey sigdirdik.

Misir carsisi, Mahmut pasa derken bir sürü alisveris yaptik.

Sonra tursu suyumuzu alip bogaz turu yapmak üzere teknemizde yerimizi aldik.

Bu arada bebegimi iyice sarip sarmaladim. Ne de olsa bogaz turu serin olacakti. Rüzgar yavruma zarar verebilirdi. Misil misil uyuyan yavrumda bogazin keyfini cikardi.

O muhtesem sehri her seferinde denizden izlemek icin turlara katiliyoruz. Bu sefer de farkettimki ne kadar gezersem gezeyim Istanbul´a doyamiyorum.

En güzeli de yavrulariminda artik vatanlarini iyice iclerine sindirmeleriydi.

Artik onlarda her firsatta Türkiye hakkinda konusuyorlardi. Amacim kuzucuklarima vatan millet bayrak sevgisini yerlestirmekti ve her sene Türkiye´ye yapilan tatillerle bunu basardim saniyorum.

Bogaz turu sonrasi balik ekmek yemek vazgecilmezimiz. Ne de olsa bu da Eminönü´ne ait bir adet haline gelmisti.

O gün 3 Ekim oglumun dogum günüydü. Kac gün evvelinden baslamisti sormaya "anne dogum günümü kutlamayacak miyiz?" demeye. Ben her seferinde onu umursamaz bir tavir takinmaya calistim. Ona bu tatili hediye ettigimi söyleyerek onu  gecistirdim hep.

Cok üzülmüstü. Onu unuttuk sanmisti. Halbuki biz ona sürpriz bir parti hazirliyorduk. Ama herkes ona rol yapiyordu.:) Nitekim o aksam arkadaslar evde toplandik. Bize yine cok sevdigimiz baska samimi bir arkadasimiz daha katildi. Onun yavrusu da oglumun bebeklikten beri arkadasiydi.

Nitekim Muharrem´i disari alisverise yollayarak tüm odayi süsledik. (Süsleri taa burdan alip valize yerlestirmistim.) Sonra onu isiklar kesildi bahanesiyle iceri aldik... veee birden tüm isiklari acarak sürpriz bir parti hediye ettik :) cok ama cok mutlu oldu... hem arkadaslari oradaydi, hem de her sekilde hazirlanmistik... ayrica ne zamandir almak icin para biriktirdigi Nintendo 3 DS´i ona hediye olarak almistim.... daha ne olsun, hem Türkiye´de hem de harika bir parti ile dogum gününü kutluyordu...

Cocuklarin en hoslandiklari yerlerden biride Miniatürk´tü. Gecen sene de gittigimizde cok hoslanmislardi.

Etrafta kosup bol bol fotograf cektirdiler.

Oyunlar oynadilar.

Helede kücüklarin masal agacinin agzini gözlerini oynatarak anlattigi masaldan cok agaca hayran kalmalari görülmeye degerdi. :) Agizlari acik bakakaldilar. :)

Türkiye´nin en önemli yapitlarini bir anda görme firsatini yakaliyor insan burada... cok hos...

Ayni gün Eyüb Sultan camisine bakan kebapcilardan birinde güzel bir aksam yemegi yedikten sonra cayimizi icmek icin teleferikle Pierre Loti´ye ciktik.

Orada tüm Istanbul´un isiklariyla birlikte keyifli bir vakit gecirdik.

Ertesi gün sira Topkapi sarayindaydi. Gururla yavrularima ecdadlarinin yerlerini gezdirdim.

Arkadasimda ailesiyle her gezdigimiz mekana hayran kaldilar.

Ne zamandir Büyükada´ya ugramamistim. Sevdigimiz diger arkadasimizda bize katildi ve harika bir vapur yolcugu ile ada gezimizi baslatmistik olduk.

Büyükada´da akrabalarimiz olmasina ragmen onca misafirle kimseciklere duyulmadan gezip dönmeyi planladim.

Cocuklar fayton gezisinden cok keyif aldilar. Iki fayton arka arkaya gezmekte iyi fikirmis.
Büyükada gezimiz de her yerde oldugu gibi harika bir yemekle son buldu.

Bu hos detay da arkadasimin objektifine takildi. :)

Diger gün kahvaltida haberleri dinlerken Basbakanin annesinin vefatini ögrendik. Biz de o gün Fatih camisini ve civarini gezmeyi planliyorduk.

Cenazi namazi burada kilinacagi icin Fatih caminde hazirliklara basladilar. Bizde bu arada ziyaretimizi yapmis Fatih Sultan Mehmet´in Kabrine dogru yol almistik. En cokta burada duygulandim. Bir cihan padisahinin önünde durmak iliklerime kadar beni duygulandirdi.

Kimin torunlariyiz diye düsünerek gözlerim doldu... harika anlardi o anlar...

Filistinlilerin basbakanimiza duyduklari samimiyeti anlatmaya gerek yok. Benim arkadasimda basbakana hayranlik duyanlardan. Illaki tutturdu ben de cenazeye katilacagim diye. Biz de Karacaahmet mezarliginin yolunu tuttuk.

Ben bebek arabasiyla kalabaligi asamayacagimi anlayinca arkadasa "sen git" dedim, "gidebildigin yere kadar git, ben seni burada bekliyor olacagim." Arkadasim tüm engelleri asarak basbakanin yanina kadar ulasti ve ona bassagligi dileyerek fotograf bile cektirdi... Ona bu isteginde yardimci olabildigim icin cok mutlu oldum. Ne de olsa bizim vatanimizla ilgili birini bizden de cok seviyordu.


Ayni gün hep beraber Camlica Tepesine cikip Istanbul´u bir de bu tepeden izleme imkani bulduk. Muhtesem bir görüntü ile caylarimizi yudumladik.

Gözümüz gönlümüz acildi.

Aksam olunca dogruca Mecidiyeköy´deki Cevahir alisveris merkezinin yolunu tuttuk.
Arkadasla alisverisler yaptik. Oldukca yogun gecen günün ardindan Sisli´de kalmak icin tuttugumuz evimize cekildik ve ertesi gün icin dinlenmeye koyulduk.

Istanbul´da son olarak Aysofya ve Sultanahmet Camilerini gezdik.

O muhtesem görüntüsüyle Ayasofya hala boynu bükük Sultanahmet´e bakmaktaydi. Cok hüzünlendim.

Bu yerlere gelince benim yavular her zamanki gibi osmanli macunu isteriz diye tuttururlar. Tabiki ben de onlardan asagi kalmadim.

Su güzel ve tarihi mekanda alni secdeye koymamak olmazdi. Yavrular bir kac secdede Sultanahmet´i iclerine sindirdiler.

Istanbul´la sessiz sedasiz vedalasma vakti gelmeye baslamisti... Hüzünlenerek bu güzel sehre elveda dedik... :(

Istanbul´dan sonraki duragimiz Yalova oldu. Burada da Termal kaplicalari baslica olamz üzere iki gün boyunca gezdik. Fakat günlerimiz yagmurlu gectigi icin uzun vadeli gezilerimizden vazgecmek zorunda kaldik.

Havaalaninda ictigim bir kahve ile veda ettim vatanima... anladim ki tüm bu heyecanli gidis gelisler beni daha cok o topraklara bagliyordu... ve günün birinde artik bu hasreti bitirip kendi vatanimda yasamayi aklima yerlestirmeye basladim... Her zamanki gibi ucak havalanip asagida tüm ezanlari, minareleri, sevdiklerimi... birakirken benim gözlerimde hasret kokan damlaciklar vardi...

 Elveda gönlüme taht kuran sehir...