16 Ekim 2010 Cumartesi

Bir bayramdan ögrendiklerimiz

16.10.2010 Cumartesi

Bu aralar islerim oldukca yogun. Bu yüzden yazilarim durmadan gecikiyor. Bugün yazmak istediklerim ramazan bayrami ile ilgili.
Bu sene bayram hediyelerinde bir degisiklik yaptim, 3 günlük bayrama 3 hediye hazirladim. Iki yavrum icin toplam 6 hediye. Hediyeleri kadir gecesi hazirlayip holde yavrularin iyice görüp heveslenecekleri bir yere yerlestirdim. Tabiki kuzular hediyeleri görünce hemen acmak istediler. Eee ramazan ayi sabir ayi degil mi? Onlari yanima alip önce kadir gecesinin anlamini ögrettim, sonra özellikle ramazan da sabretmek gerektigini.
Zorlandilar, dayanamadilar amaaaa anne bütün bunlari görmezden gelince mecburen bayrami beklediler.
Bayrama büyük bir heyecanla adim atan yumurcaklar hemen hediyelerini acmak istediler, ne de olsa 3 gündür sabrediyorlardi. :)
Ben onlara her bayram günü icin bir hediye secebileceklerini söyledim. Bunun akabinde biraz protestoya ugradim tabiki ama eli mahkum sabretmeye devam dediler :).
Derken 1. gün hediye paketlerinin icinden en büyük olanini sectiler, hani büyük pakette en degerli hediye vardir düsüncesi ile.
Yavrularima bu vesile ile ön yarginin insani nasil aldattigini ögretmeye calistim. Dis görünüse göre karar vermemeli hic bir zaman. Yani büyük paket degerli hediye demek olmayabilir.
Kafalari karisti ama yine de büyük paketleri sectiler.
Bayramin ücüncü günü en kücük paket hediyeler acilinca en degerli hediyelerin kücük paketlerde gizli oldugunu gördüler ve ön yargili davranip dis görünüse göre karar vermenin dogru karar olamayacagini iyice ögrendiler, anladilar.
Simdi kurban bayramini iple cekiyorlar. Bakalim gecen bayramdan ögrendilerini nasil uygulayacaklar :)

Sabirli Günler...

17 Eylül 2010 Cuma

Canim Vatanim Türkiye´m

17.09.2010


Bu sene cok duygu dolu bir Türkiye tatili gecirdik. Vatanimin sevgisini, kokusunu adim adim icimize sindirmeye calistik. Hayatta en büyük emellerimden birisi de yavrularima vatan ve millet sevgisini asilamaktir. Bunun icin her sene vatanimiza gitmeye cok özen gösteriyoruz. Maddi acidan zorlandigimiz zamanlarda bile borc harc evlatlarimi vatanlari ile bulusturdum. Onlarin o topraklardan bihaber büyümeleri hayatlarinda ne kadar büyük bir eksiklik olurdu. Cok sükür aile, vatan, millet, bayrak sevgisini tüm hücrelerinde hissediyorlar artik. Evlatlarima mal mülk yerine maneviyat ve hayir üzerine kurulmus, kendi ayaklari üzerinde durabilecekleri bir hayati miras birakma derdindeyim, bu anlamda onlarin gelecegine yatirim yapmaya calisiyorum.
Bu sene Türkiye´de gezdigimiz yerlerin bol bol fotograflarini cektik. Ama malesef 600- 1000 kadar fotografimiz bir yanlislik sonucu silindi. Cocuklarim da ben de buna cok üzüldük. Ne yapsak begenirsiniz? Gezdigimiz bazi yerleri tekrarladik ve yeniden yeni kareler cektik, ama bu sefer de bir gezide fotograf makinemiz yere düsüp kirildi. Hafiza kartindaki bazi resimleri kurtarabilsekte cok ama cooook üzüldük. Hatta oglum kendisinin özenle cektigi o güzelim fotograflari ve anilarini düsündükce cok duygulandi ve agladi. Onun üzünütüsü beni daha da cok kederlendirdi. Belki "Hic fotograf icin bu kadar üzülür mü insan?" diyeceksiniz, evet üzülür. Eger siz vatan hasreti ile bir ömür geciriyorsaniz ve her yurtdisina cikarken acaba bir daha geri dönebilecek miyim diye iciniz burkuluyorsa cok üzülürsünüz. Sonuc olarak kaybettiklerimizde de bir hayir vardir düsüncesi ile isi hayra yorduk ve her zamanki gibi tevekkül etmeye calistik.
Her sekilde vatanda olmak cok güzeldi. Yavrularimin türkceleri gelisti, bilgileri pekisti, ezan sesi duydular bir sene boyunca idare edecekleri...
Bu sene Türkiye´de yasayan vatandaslarimizi deryanin icinde deryanin kiymetini bilemeyen baliklara benzettim. Ne kadar büyük bir nimete sahip olduklarinin farkinda bile olmayanlar vardi. Ne kadar sansli olduklarini onlara anlatmaya calistik ama insan hasret acisiyla kavrulmadikca anlamiyor demekki.
Her yönü ile maneviyat, güzellik, insanlik, sicaklik ve bir o kadar da hasret depolayip geldik.
Vatanima selam olsun...

18 Nisan 2010 Pazar

Yeniden Merhaba ve Gecen Aylarin Özeti...

18.04.2010 Pazar


Uzuuuuun bir aradan sonra yine yazabiliyorum cok sükür. Ayri kaldigimiz süre icinde kendi isimi kurdum. Uzun vadeli geceli günlü calismalarin sonucunda hayatimiz yeniden rayina oturmaya basladi. Bunca zaman sonra anlatacak cok sey birikti elbette. Yogun ve yorgun günler birbirini kovalarken cocuklarimi cok fazla ihmal etmemeye calistim. Sizlerle arsivleyebildigim kareleri paylasmak isterim.



Kisin sogugunda icimizi isitacak harika bir film izledik:
"Küss den Frosch"Cocuklar bu filme bayildilar. Izlerken cooook eglendik.Kisin soguk bir aksamini böylece keyfe dönüstürdük.Baska bir gün kuzularim disarda fazla oynama imkanlari olmadigi icin evde kendi kendilerine mini golf sahasi hazirladilar. Evde ne var ne yok kullandilar. Böyle fikirler ürettikleri zaman onlarla gurur duyuyorum.

Oglum okulda cani ders yapmak istememis belli ki, düsünmüs tasinmis bu kalem tutacagini hazirlamis. Dersi kendi kendine kaynatan yavru kücük bir siseye eldivenini gecirerek kalemlerini parmak aralarina tutusturmus. Eve gelince ilk isi bu bulusunu heyecanla benimle paylasmak oldu.

Baska bir gün yine "kendi kendimize bir sey üretmek istiyoruz" diye beni ikna ettiler. Internette arastirmalar sonucu TV cerez ve kumanda kutusunu yapmaya karar verdiler.

Önce bir kac karton ve plastik bardaklar bulduk.
Sonra bir tane misir gevregi kartonunu sekildeki gibi kesip kücük kutucuklari icine yerlestirdik.


Derken kutumuzu gazete kagidi ile kapladik ve kendimize cok fonksiyonlu bir TV keyif kutusu hazirladik. Kutu hazirlaninca sira keyifle TV izlemeye geldi.


Baska bir gün benim kücük profesörler mikroskopla calismak istediler.

Evde incelemedik bir sey kalmadi.Tükürükten tutunda saclarina kadar inceleyip tüm sonuclari benimle paylastilar.Mikroskobun kendi cantasina ait inceleme camlarinda en ilgilerini ceken sinek bacagi oldu. Labaratuvara cevirdikleri cocuk odasini toparlamak yine bana düstü tabi.


Arada sirada kuzenleriyle vakit gecirdiler. Cok kisitli zamanim icerisinde onlari arkadaslariyla cok fazla görüstüremedim.

Yogunlugumuz devam ederken bir aksam üstü oglumun sinifina ait bir gösteri düzenlendi. Bir kac saat de olsa nefes alma imkani buldum bu sayede. Oglum ve arkadaslari noel programi hazirlayip velilere sundular. Onunla gurur duydum.

Yine kosusturmacam devam ederken kizimin genel doktor kontrolünü gecirmemeye gayret ettim. Hem sagligini hemde yasina göre gelisimini muayene ettiler.


Her zamanki gibi doktorumuzu beklerken kizim oyuna daldi.
Duvardaki oyunlari degerlendirdi.Traktörü sürdü...Derken doktorumuz geldi. Muayeneye basladi.
Doktora gidince en hosuma giden sey cocukla cocuk olan doktorumuz ve de heyecanlanan yavrulardir.
Sükürler olsun kizim her sekilde cok saglikli ve de yasinin üstünde bir gelisim gösterdi. Bu sonuc beni cok mutlu etti ve o yogun günlerimde bana rahat bir nefes aldirdi.
Kizim o gün bugündür kendi doktor cantasiyla bizi muayene ediyor. :)
Son zamanlarda artik kizima degisik degisik sac modelleri uyguluyoruz. Her gün yeni bir sac modeli ile krese gidip sevincini ögretmenleri ve arkadaslariyla paylasiyor.
Onca isimizin arasinda hamur isine de zaman ayirdik tabiki. Minik kizim ve arkadasi beraber nefis bir börekler hazirladilar.
Iste kizim ve arkadasinin ilk böregi mmmmmhhhhhh.... :)
Arada bir benim yoklugumu fazla hissetmemeleri icin kuzenleriyle oynayip heryeri birbirine katmalarina izin verdim. Bazen desarj olup nefes nefese kalacaklari kapali oyun merkezlerine gittik. O gün sanirim 6 saat oynadilar. Tirmandilar, kaydilar, kostular, bagirdilar, cagirdilar...
Zipladilar, kudurdular... :)
Biz anneler de cafe de oturup uzunca muhabbet etme imkani bulduk.

Bu Kim Possible pastamizda kizimin kresten ayrilmasi anisina hazirladigim yas pasta. Kizim 3. aydan itibaren kendi actigim cocuk kresine basladi. Ögretmenleri ondan ayrilirken cok üzüldüler ve kendisine cok güzel ve anlamli bir veda partisi düzenlediler. Bizde onlara ufak hediyeler aldik ve vedalastik. Emekleri icin kendilerine cok cok tesekkür ediyorum.
Yine gurur duydugum anlardan birisini oglumun sayesinde yasadim. Okulda paskalya bayrami icin gösteri hazirladilar. Bizim sinifimiz da cesitli kücük enstrümanlar esliginde bir davul sov hazirladilar. Davulun basinda oglumun oturmasi beni daha da gururlandirdi tabiki.

31 Ocak 2010 Pazar

Ödüller icin tesekkürler...

31.01.2010 Pazar



Bu iki güzel ve anlamli "Günes isigi" ve "Cocuk Ruhu" ödüllerini "Mutlu Cocuklar" adli blogunu izlemekten cok keyif aldigim iki tatli yavrunun annesi olan sevgili Ayse hanimdan aldim. Benim blogumu bu ödüllere layik gördügü icin kendisine cok tesekkür ediyor, yavrulari ile sicacik aile ortaminda daima mutlu kalmalarini Allah´tan diliyorum.

Sanirim ben de bu ödülleri baska arkadaslara devam iletmem gerek. Bence vakit ayirip yüregini hic tanimadiklari insanlara acan herkes sadece cesaretinden ve emeginden dolayi bile bir cok ödülü haketmistir.
Ben de bu iki güzel ödülü yavrularinin hayatlarini bizimle paylasan ve gerek yorumlarla, gerek izleyerek bizleri destekleyen güzel annelere hediye etmek istiyorum.


Hepinize sevgiler...

15 Ocak 2010 Cuma

Kasif Oglum

15.01.2010 Cuma

Gecenlerde düsündümde cocuklara firsat verilince neler neler ortaya cikarabiliyorlar. Yeterki onlari destekleyen ebeveynleri olsun.
Benim yakisikli kasif oglum kendi kendine üretmeyi cok sever. Bu hobisine gecenlerde bir ürün daha ekledi.

Yavrularimi iyi vakit gecirmeleri icin bir sosyal faaliyet merkezine götürdüm. Ben de yine isimin pesine düstüm. Aksama yavrularimi alirken oglumun elindeki garip cd ler dikkatimi cekti.

Daha ben sormadan hemen elindekileri tarif etmeye basladi. Meger kuzum günes enerjisi ile dönebilen cd ler elde etmis.

Cd lerin dönen bölümlerini de elinden geldigince süslemis.
Simdi evde oglumun odasinda iki günes enerjisi takviyeli kendi kendine dönebilen cd lerimiz mevcut. Bu yeni kesfimizi rafimizda o gün bugündür sergiliyoruz. :)

7 Ocak 2010 Perşembe

Oyun: Teleferik

07.01.2010 Persembe

Yavrularimla degisik bir oyun denemek istedik. Teleferik yapmaya karar verdik. Bunun icin gerekli herseyi bulduk bulusturduk.
Öncelikle kücük rololarimizin üzerine resimler vs. cizdik.

Herkes kendi rolosunu hazirladi.


Oglusum her zamanki gibi "coooool" tarzindan vazgecmedi.
Daha sonra rololunun üzerine yapistirdigimiz kamisin icinden ip gecirdik. Ipin iki ucunu odanin muhtelif yerlerine bagladik.


Ipin bir ucunun biraz yüksek bir yere baglanmasina dikkat ettik. Ne de olsa teleferik asagiya süzülmekte zorlanmamali...
Hazir olan teleferiklerimizin icine minik oyuncaklar, birbirimize yazdigimiz mesajlar ve minik resimler koyarak bütün gece keyifle yüklerimizi birbirimize yolladik.
Yavrularim günlerce teleferikleriyle oynadilar. Bu mütevazi oyuncaklari kaldirmama müsade bile etmediler.