
Bu sene cok duygu dolu bir Türkiye tatili gecirdik. Vatanimin sevgisini, kokusunu adim adim icimize sindirmeye calistik. Hayatta en büyük emellerimden birisi de yavrularima vatan ve millet sevgisini asilamaktir. Bunun icin her sene vatanimiza gitmeye cok özen gösteriyoruz. Maddi acidan zorlandigimiz zamanlarda bile borc harc evlatlarimi vatanlari ile bulusturdum. Onlarin o topraklardan bihaber büyümeleri hayatlarinda ne kadar büyük bir eksiklik olurdu. Cok sükür aile, vatan, millet, bayrak sevgisini tüm hücrelerinde hissediyorlar artik. Evlatlarima mal mülk yerine maneviyat ve hayir üzerine kurulmus, kendi ayaklari üzerinde durabilecekleri bir hayati miras birakma derdindeyim, bu anlamda onlarin gelecegine yatirim yapmaya calisiyorum.
Bu sene Türkiye´de gezdigimiz yerlerin bol bol fotograflarini cektik. Ama malesef 600- 1000 kadar fotografimiz bir yanlislik sonucu silindi. Cocuklarim da ben de buna cok üzüldük. Ne yapsak begenirsiniz? Gezdigimiz bazi yerleri tekrarladik ve yeniden yeni kareler cektik, ama bu sefer de bir gezide fotograf makinemiz yere düsüp kirildi. Hafiza kartindaki bazi resimleri kurtarabilsekte cok ama cooook üzüldük. Hatta oglum kendisinin özenle cektigi o güzelim fotograflari ve anilarini düsündükce cok duygulandi ve agladi. Onun üzünütüsü beni daha da cok kederlendirdi. Belki "Hic fotograf icin bu kadar üzülür mü insan?" diyeceksiniz, evet üzülür. Eger siz vatan hasreti ile bir ömür geciriyorsaniz ve her yurtdisina cikarken acaba bir daha geri dönebilecek miyim diye iciniz burkuluyorsa cok üzülürsünüz. Sonuc olarak kaybettiklerimizde de bir hayir vardir düsüncesi ile isi hayra yorduk ve her zamanki gibi tevekkül etmeye calistik.
Her sekilde vatanda olmak cok güzeldi. Yavrularimin türkceleri gelisti, bilgileri pekisti, ezan sesi duydular bir sene boyunca idare edecekleri...
Bu sene Türkiye´de yasayan vatandaslarimizi deryanin icinde deryanin kiymetini bilemeyen baliklara benzettim. Ne kadar büyük bir nimete sahip olduklarinin farkinda bile olmayanlar vardi. Ne kadar sansli olduklarini onlara anlatmaya calistik ama insan hasret acisiyla kavrulmadikca anlamiyor demekki.
Her yönü ile maneviyat, güzellik, insanlik, sicaklik ve bir o kadar da hasret depolayip geldik.
Vatanima selam olsun...
Cocuklar bu filme bayildilar. Izlerken cooook eglendik.
Kisin soguk bir aksamini böylece keyfe dönüstürdük.
Baska bir gün kuzularim disarda fazla oynama imkanlari olmadigi icin evde kendi kendilerine mini golf sahasi hazirladilar. Evde ne var ne yok kullandilar. Böyle fikirler ürettikleri zaman onlarla gurur duyuyorum.
Oglum okulda cani ders yapmak istememis belli ki, düsünmüs tasinmis bu kalem tutacagini hazirlamis. Dersi kendi kendine kaynatan yavru kücük bir siseye eldivenini gecirerek kalemlerini parmak aralarina tutusturmus. Eve gelince ilk isi bu bulusunu heyecanla benimle paylasmak oldu.
Baska bir gün yine "kendi kendimize bir sey üretmek istiyoruz" diye beni ikna ettiler. Internette arastirmalar sonucu TV cerez ve kumanda kutusunu yapmaya karar verdiler.
Önce bir kac karton ve plastik bardaklar bulduk.
Sonra bir tane misir gevregi kartonunu sekildeki gibi kesip kücük kutucuklari icine yerlestirdik.
Derken kutumuzu gazete kagidi ile kapladik ve kendimize cok fonksiyonlu bir TV keyif kutusu hazirladik.
Kutu hazirlaninca sira keyifle TV izlemeye geldi.
Baska bir gün benim kücük profesörler mikroskopla calismak istediler.
Evde incelemedik bir sey kalmadi.
Tükürükten tutunda saclarina kadar inceleyip tüm sonuclari benimle paylastilar.
Mikroskobun kendi cantasina ait inceleme camlarinda en ilgilerini ceken sinek bacagi oldu.
Labaratuvara cevirdikleri cocuk odasini toparlamak yine bana düstü tabi.
Arada sirada kuzenleriyle vakit gecirdiler. Cok kisitli zamanim icerisinde onlari arkadaslariyla cok fazla görüstüremedim.
Yogunlugumuz devam ederken bir aksam üstü oglumun sinifina ait bir gösteri düzenlendi. Bir kac saat de olsa nefes alma imkani buldum bu sayede. Oglum ve arkadaslari noel programi hazirlayip velilere sundular. Onunla gurur duydum.
Yine kosusturmacam devam ederken kizimin genel doktor kontrolünü gecirmemeye gayret ettim. Hem sagligini hemde yasina göre gelisimini muayene ettiler.
Her zamanki gibi doktorumuzu beklerken kizim oyuna daldi.
Duvardaki oyunlari degerlendirdi.
Traktörü sürdü...
Derken doktorumuz geldi. Muayeneye basladi.





Bazen desarj olup nefes nefese kalacaklari kapali oyun merkezlerine gittik.
O gün sanirim 6 saat oynadilar. 
Zipladilar, kudurdular... :)











Daha sonra rololunun üzerine yapistirdigimiz kamisin icinden ip gecirdik. Ipin iki ucunu odanin muhtelif yerlerine bagladik. 
Kizim hizini alamayak dergisinden kesip dogradigi resimciklerle baska bir pano daha olusturmak istedi. Biz bu cici resimlere dünyanin en güzel sanat eserleri adini veriyoruz, tamam mi?