28 Aralık 2011 Çarşamba

Haydi Jolos Cocuk Dünyasi´na Ziplayalim


Uzun zamandir ablam ve yegenlerimle gezme firsati bulamamistim. Genellikle bulusmalarimiz aile ici ev ziyaretleri ile kisitli kaliyordu. Bu duruma acilen son vermek üzere cocuklari ve canim annemi alarak kapali cocuk oyun alanlarindan birine gittik.



Burasi "Jolos Kinderwelt"- yani "Jolos Cocuk Dünyasi", yavrularimi severek götürdügüm yerlerden birisi. Diger oyun alanlarina nisbetle daha kücük belki ama yetiskilerin birlikte oturabilecekleri imkanlari daha rahat bence.



Cocuklar icin zaten nereye gidildiginden ziyade bir yere gidip oradan keyif almak önemli. Bu sefer de diger zamanlarda oldugu gibi oyun alaninin kapanis saatinin son dakikasina dek ellerindeki firsati degerlendirdiler.




Artik canavarlarin agzinda yutulmaktan tutunda, dev balonun üzerinde ziplamalara kadar kan ter icinde kaldilar. Zaten cocuklarda en cok sevdigim manzara da bu. Mademki onca yolu coluk cocuk demeden asip bir yerlere gidiyoruz, onlarin o günün keyfini sonuna dek cikarlamari gerekir. Ben oyun oynamaktan kipkirmizi olup terleyen cocuklarina kizan bir anne degilim. Bu gibi oyun alanlarinda basima gelecekleri bildigim icin yanimda mutlaka yedek camasirlar bulundururum. En kötü ihtimal camasirlar unutulmussa eger, atlet ve benzeri ic camasirini cikarip üzerine kazagini giydiririm olur biter.



Büyük kuzular böyle candan oynarda benim minik kurabiyem oynamadan eve gelirse olmaz. Onu da dev balonun bir yanina oturtarak ilk oyun alaninda ilk tecrübelerine kavusmasini sagladim tabiki. Ne de hoslanmisti ama yavrum. "Bana ne oluyor anne, hayatimda hic bu kadar ziplamamistim!" der gibi yüzüme bakan minik bebegimi de eglendirmenin rahatligi ile aksamin karanliginda evimizin  yolunu tutmustuk o gün.



Cocuklara ayrilan zamanin uzunlugu degil kaliteli olmasi önemlidir. H.M.


Sevgiler







26 Aralık 2011 Pazartesi

Of Dislerim Cikiyor Teyzeleeeeer



Son zamanlarda minik Kurabiyem cok rahatsiz.





Habire dislerini kasiyor.





Ne kadar dislerine masaj yapsamda o minicik dis, eti yarip cikana dek cekecegimiz var.





Yaklasik 2 hafta sonra 6 ayini dolduran Elif´imle ek gidaya gececegiz. Doktorlari dinledik ve 6 ay sadece anne sütü ile beslendik. Yakinda sindirimi en kolay olan patates ve havuc sebzelerimizi deneyecegiz.




Yavrusunun her derdini keyifle üstlenen tek kisidir ANNE...







21 Aralık 2011 Çarşamba

Evdeki 3. Dünya Savasini Önleyen Yöntem

Eminim bir cok anne evde cok sevdigi yavrulari ile zaman zaman 3. dünya savasina girisler yapiyordur.
Bir anne yaramazlik yapan cocuklarina kizip bagirsa, icine dert oluyor, güzellikle anlatip cocuklar dinlemese sinir oluyor.
Eee her halukarda cileden cikiyorsaniz, yani kisacasi benim gibi asabi bir anne iseniz sizlerle bir yöntem paylasmak isterim.

"Gülen ve Aglayan Yüz" tablosu:

Bu tablo ne ise yariyor peki?

Yaramazlik yapan yavruya bagirip kizmak yerine bir aglayan yüz veriyorsunuz. Ya da iyi bir sey yapan yavruya gülen bir yüz...

Bir sirayi, yani 10 aglayan veya gülen yüzü tamamlayan yavru ise bir ceza veya bir ödül aliyor...

Detayli ve anlasilir anlatmak gerekirse:


Öncelikle cocuklara ait bir tablo hazirlayin.
Bu tablo gülen ve aglayan yüzleri toplamaniza yardimci olsun.
Cocuk hangi sirayi doldurursa ona göre ceza veya ödül verin.




Yukardaki resimde bizim ceza ve ödül katalogumuzu görmektesiniz.
10 gülen veya aglayan yüzü tamamlayan cocuk bu listeden birini begenebilir. "Cezalardan ceza begen" der gibi yani :) yada "Ödüllerden ödül begen" :)





Biz bu listede ceza veya ödül icin neler yapabilecegimizi siraladik. Sizler de kendinize göre kurallar koyabilirsiniz.





Gülen ve aglayan yüz tablosu disinda da uyulmasi gereken kurallari siralamak cok gerekli bence.
Biz anneler lütfen takip edebilecegimiz kurallar koyalim.
Takip edilmeyen kurallar cocuklarin daha da cok sinirlarini asmalarini saglar.
Kurallari önce kendimiz takip edelim, sonra cocugumuzdan uymasini bekleyelim.





Kurallari mutlaka cocuklarimizla birlikte belirleyelim ve bunlari bir kagida dökerek hep göz önünde bulunan bir yere asalim.
Onlara karsi cok kati tutamayacaklari sinirlar cizmeyelim.
Adaletli olalim.
Kendimizi onlarin yerine koyarak düsünelim.


AYRICA BILELIM KI:

Anne ile cocugun rollerinin karismadigi bir egitim sistemi en ideal terbiye sonuclari verir.
Onlari egitirken onlarla hayati yasamamiz yeterlidir.
Bir ayna misali düsünün: cocuk bizi izleyerek hayati ögrenir. Öyleyse onlara iyi bir örnek olmamiz, dilimizde tüy bitene dek konusmaktan ve tembihlerde bulunmaktan daha efdaldir.


UNUTMAYALIM:

Cocuklarimiz bir ayna misali kendimizi yansitir. Görüntüde bir egrilik varsa kendimizi düzeltmemiz yeterli oalcaktir.





14 Aralık 2011 Çarşamba

"Eyeclops" Her Cocuga Lazim


Bazen cocuklar uzun zamandir kullanmadiklari oyuncaklarini veya esyalarini yeniden kesfe cikarlarya bizim yavrularda gecenlerde söyle bir eski esyalarini karistirdilar. Ne zamandir ellerine almadiklari "Eyeclops" dikkatlerini cekti.


"Eyeclops" televizyona baglanti kablosuyla takilan bir tür mikroskoptur diyebiliriz. Nesneleri 200 kat netlestirip detaylarini görmenizi sagliyor.



Bizim yavrular da bu aygit sayesinde evde ne var ne yok kesfe ciktilar. Bebegin saclarindan tutunda meyvelere kadar incelendi.



Iste nar meyvesinin kasiflerin ellerinde cektikleri :)



Hele zavalli elma ve portakal önce incelendi sonra da bir güzel dogranip mideye indirildi. :)



Meyveler gibi bir cok esya, yiyecek, icecek, tükürük, cildimiz, hali vs. yavrularin eyeclops´unda incelendi. Son olarakta meyveleri dograyan katil bicagin sapina bakildi. Hem onlar hem de bendeniz hayranlikla izledik bu incelemeleri.

Televizyon ne zamandir ilk defa bu kadar yararli bir ise yaradi dogrusu. :)



11 Aralık 2011 Pazar

En Cici Pogaca ile En Cici Ucak



Yavru kuzularin bir cogu gibi benim kuzum da annesine yardim etmeyi cok seviyor. Beraber pogacalar hazirlayalim dedik. Kizima biraz hamur verdim. Nerden bilecektim dünyanin en güzel minnacik pogacalarinin onun elinden cikacagini.



Onun bu ugrasi beni cok mutlu etti. O gün kendisini büyük bir anne gibi hissetti. Ne de olsa hamur isi yapmisti.


Misafirlerimize sunmak üzere hazirladigimiz ikramlardan bazilarini Sumeyra´nin yardimi ile bitirmis olduk. Tabiki o is yaptikca, mutfakta bana azami bir sabir göstermek düstü. Kazasiz belasiz basarili olduk diyebilirim.





Birde bu aralar cok hosuma giden seylerden biri de Sumeyra´nin hayal gücünü kagida döküsü...
Yukarda görülen ucakta kokpitteki pilot ve arkada yolcular...



Daha sonra ucaktaki bu kisilere bir de hostes ekleniyor. Hostes hanim servis halindeyken...
Hele bir de Sumeyra yavrumun bu ucagi ucurma cabalari görülmeye degerdi. "Anne ucagi firlattigimda bunlar ucaktan düsüyor yaaaaaa..." diyerek sizlanislari... :)
Bu hayatimda gördügüm, en sirin, en tatli, en seker, en cici ... ucak.



Ayni zamanda bu aralar moda olan matematik sevdasi var kizimin. Bu resimde de mevcut dondurmanin bazi toplarini kaybetmesi sonucu ortaya cikan sirin mi sirin matematik problemi var... Yukarda da kendi yazdigi sonucu tabiki :)

Coooook tatli, benim icin coooook anlamli...

Bu minicik kagit parcalarini kac kere öptügümü hatirlamiyorum bile. O kadar cok sevdimki bu fikirleri, ne diyeyim :)



Bence:
"Cocuklar insan hayatinin en güzel nese kaynaklaridir." H.M.


7 Aralık 2011 Çarşamba

Kurban Bayramindan Kalan Notlar ve Hediyeler


Her bayramda oldugu gibi yine bayram günü sayisinca hediye hazirladim yavrucuklara. Bu sefer oglumun hediyelerini de kizlara has bir hediye paketiyle kaplamak zorunda kaldim. Cünkü baska hediye kagidi alacak firsati bulamadim. Hediye icin alisverisimi de zor yetistirdim diyebilirim. Sükür evde acil durumlar icin biriktirdigim bir kac hediyeye disardan yenilerini ekleyerek durumu kurtardim. 


Ilk gün kizim yataktan kalkar kalkmaz hediyesini acmak istedi. Ama önce abimizin camiden gelmesini beklemesi gerekiyordu.


Muharrem ilk gün hediyesine bayildi. Ne zamandir uzaktan kumandali bir helikopter istiyordu. Ben de kücük ama oldukca maharetli bir helikopter sectim kendisine. Cok mutlu oldu yavrum.



Daha sonra aile ve es dost ziyareti derken malesef ikinci bayram günü pazartesine denk geldigi icin cocuklarin öncelikle okula gitmeleri gerekiyordu. Bilindigi üzere burada bayram tatilimiz yok. Sadece bayramin ilk günü müslüman cocuklar evde kalabiliyor. Ama bu sene zaten bayramin ilk günü pazara rastlamisti. Okuldan gelindikten sonra heyecanla ikinci hediyeler acildi. Oglum ikinci hediyesini acinca hayal kirikligina ugradi. Ona wii oyunu hediye etmistim ama kendi hayalindekini tutturamamistim. Zaten onun hayalini gerceklestirme gibi bir niyetimde yoktu. Önemli olan öncelikle hayatta herseyi elde edemeyecegini ögrenmesiydi. Bu dersi ona verdim vermesine ama benim de moralim bozuldu. Onun yüzünün asilmasi, bir tesekkür yerine hayal kirikligi yasamasi beni sinirlendirdi. Ona binlerce muhtac cocuklari hatirlatarak sükretmesi gerektigini anlattim ama o an hic bir sey fayda etmedi.



Bir an sinirden bunca bol hediyelesmeyi kaldirsam mi acaba hayatimizdan diye düsündüm. Ama ben bu bayram günü sayisinca hediye isini zaten onlar burada yasanan buruk bayramlarda neselensin, bayramlarda hatirladiklari güzel anilari olsun ve de bayram sabahlarina sevincle uyansinlar diye yapiyordum. O an moralsizlikle bir karar vermek istemedim.
Neyse bir gün sonra is tatliya baglandi. Ücüncü günün hediyesinden memnun kaldi kücük bey.


Sumeyra kizimin bu gibi takintilari olmadi sükürler olsun. Hediyeleri begendiginden mi yoksa daha degisik bir karaktere sahip oldugundan mi bilinmez, en azindan bu moralsizlikten onun memnuniyeti ile cabucak kurtuldum. Ama yine de ben nerde hata ediyorum diye düsünmek üzere kendimi hesaba cektim. Mutlaka bir yerlerde bir egitim hatasi yapmistim. Bir sürü analizden sonra kendi kendime bazi kararlar aldim. Hayrolur insaallah.



Büyüklere varda benim minik bebegime bayram hediyesi olmaz mi? Öncelikle ona hediye almayi düsünmemistim, cünkü zaten kisa bir zaman önce onun icin bir sürü alisverisler yapmistim. Ama sonradan "o bayrami bilmiyorsa bile ben biliyorum ya" dedim icimden. O henüz anlamiyorsa ben anliyorum sonucta... derken minik kurabiyeme de bayram hediyeleri aldim.
Bu oyuncagi bulmak isteyenler TIK TIK




Agzina sokarak tadmak üzere bebegime ilk bayram hediyelerini vermis oldum. O da sanki bütün bunlari anlamiscasina aldi kabul etti. Hemen tadina bakti. Merak edenler icin TIK TIK



Bu hediyemizi o henüz anne karninda iken secmistim. Bari bayram dolayisiyle bu paketide acalim dedik. Bu bezin kenarlarina dikilen degisik materyallerden olusan parcalar tam agzina diline layik :)



Zamaninda cok begenerek almistim bu hediyesini yavrumun. Kücük bebegi olan tüm annelere tavsiye ederim.


Dileyen anneler buraya tiklayabilirler TIK TIK



Bu arada cok hizli büyüyor benim minik kurabiyem. Disleri kasiniyor cok fena. Erken mi cikaracak minik disini bilmiyorum. Devamli yakalik degistiriyoruz.



Bebisimin bu sloganini da paylasmadan edemedim. "Eger burada birisi bagiracaksa o da benim!" :) Gercek hayattan alinti gibi degil mi? Bütün gün o bagiriyor ben dinliyorum.



Su an bu postu beraber yaziyoruz Elif´imle. Ben tek parmakla tuslara basarken, o da minik yumruklarini büyük bir gayretle agzina götürüyor, yaliyor ve biraz da battaniyesinin ucundan tadina bakiyor. :)

Haydi bize müsade...



Gala Yemegi ve Elif´imle Ilk Ayrilik



Basliktan da belli olacagi üzere Elif bebegim ilk defa benden ayri bir aksam gecirdi. Neden mi? O aksam cok özel bir gala yemegine davetliydik. Öncelikle davete katilip katilmama konusunda tereddüt ettim. Ne de olsa yavrum benden ayrilacakti ve henüz anne sütü disinda baska bir seyle beslenmeyen bir bebegi birakmak zordu. Ama anne babamin gönlünü yapmak saraylar insa etmekten daha önemliydi benim icin, onlari gala yemegine götürmeye karar vermistim bir kere. Bu durumda Elif kizimi cici annesine birakmaya karar verdim.



Elif´imin cici annesi yani can dostum, kizimin ikinci annesi ünvanini hakeden dostum, yavrumun kendisinde biraz zaman gecirecegini ögrenince sevincten havalara uctu. Tüm ailece Elif´imle güzel bir gece gecirecekleri uygun bir ortam hazirladilar. Arkadasimin esi bebek sevmek icin is yerinden daha erken eve geldi, cocuklar her zamankinden daha önce derslerini bitirdiler, evin diger fertleri ile cici annemiz Elif´imizi sabirsizlikla beklediler. Ben de kizima anne sütünü bir sisede hazirlayarak biraktim. Bu süt beni 3-4 saat idare edebilirdi.



Böylelikle Almanya´daki türklerin 50. yilini kutlayan gala yemegine katildik. Basbakan Erdogan ve esinin katilimiyla nezih bir aksam gecirdik.






Kutlamanin sonunda bir gurup yasli insan basbakanla hatira fotografi cektirmek üzere ön tarafa davet edildi. Annem babam da bu guruba katildi. 50 yil sonra hatirlanmak, eskileri animsamak anne babami cok mutlu etti. Bundan yillar önce babamin dinledigi nostaljik sarkilar calarken gözlerinin doldugunu farkettim. Ben de babamin bu halinden cok etkilendim. Cocuklugum, anne babamin gurbet yillari bir film seridi gibi gecti gözlerimin önünden.


Davet sonrasi duygu selinin ardindan kizimi ne kadar da cok özlemistim. Eve giderken ugrayip aldigim yavrumdan sanki günlerdir ayrilmis gibiydim.
Hos ve duygulu bir aksami böylece geride biraktik.