21 Kasım 2009 Cumartesi
15 Kasım 2009 Pazar
Melek Kizim

7 Kasım 2009 Cumartesi
Oglumun Gözyaslari

Benim güzel oglum su an okulda sinifi ile birlikte "Die Flaschenpost" adli yeni bir kitap okumaya basladi. Gecenlerde bu kitabin yazari Klaus Kordon´un bir konferans verecegini haber alan sinif ögretmenimiz dileyen ögrencilerini konferansa götürmeyi teklif etmis. Sinifta ilgi gösteren iki cocuktan biri de benim oglum olmus. Edebiyata bu yasta merak sarmasi beni de ögretmenini de cok mutlu etti tabi. Ögretmenle irtibata gectik biletimizi temin ettik derken konferans günü geldi catti. Salonun önünde ögretmenimizle bulustuk ve ben canim oglumu kendisine teslim ettim ve ayrildim.
Oglumu tekrar almaya gittigimde salonun disinda kendisi sinif arkadasi ile birlikte bir televizyon kanalinin yönelttigi sorulari cevapliyordu. Büyük bir gururla yazar ve kitaplari hakkinda düsündüklerini anlatiyordu. Kendisinden emin tavrindan ötürü onunla gurur duydum.
Mini röportaj sona erince benimle gelmek istemedigini belirtti, cünkü henüz kitabini imzalatamamisti. Oysa bir okul cocugu icin vakit bir hayli gec olmustu ve yazarin kendisine yöneltilen sorulari cevaplayip disari cikmasina daha cok zaman vardi. Her seye ragmen bir imza icin beklemekte israr edince onu kiramadim. Bekledik, bekledik... Bir türlü yavrum istegine ulasamadi. Onu eve dönmeye ikna ettim.
Bu imzaya cok deger vermis olacakki yolda arabada gözyaslarina boguldu. Üstelik yazarin "Auf der Sonnenseite" adli baska bir kitabinida almayi arzu etmis.
Evladinin üzüntüsü bir anneyi ne kadar da cok etkiliyor. Bu üzüntüye dayanamayip yoldan geri döndük ama salona gittigimizde artik yazar coktan gitmisti. Bunun üzerine teselli etmekte daha da zorlandigim yavruma ne bir imza alabilmistik ne de istedigi kitabi. O aksam gözyaslarina bogulan yavrumla müthis hüzünlü ama bir o kadarda buruk bir gururla eve döndük.
Seni cok seviyorum oglum...
4 Kasım 2009 Çarşamba
Sinema Keyfi
Yavrularima ne zamandir sinema keyfi icin söz vermistim. Fakat islerimin yogunlugundan bir türlü uygun bir zaman ayarlayamamistim. Oglum yavrularima verdigim sözü kesin tuttugumu bildigi icin benden hep belirli bir gün icin söz almak istedi. Ama ben tutamayacagim bir söz vermememek icin ona uygun zamani bildirecegim mesajini verdim sürekli. O israr etti ben biraz beklettim derken gecen hafta sonu bu kosusturmacaya bir son verdik.

Can ciceklerimle "Oben" adli filmi izlemeye karar verdik. Bu harika filmden müthis keyif aldik. Bazen sinema salonunu kahkahaya bogan cocuk seslerini baska bir kulakla dinledim. Bu minik yavrulari mutlu etmek ne kadar da kolay diye gecirdim icimden. Cocuklarimin keyiflendigini gördükce cok cok mutlu oldum. Onlarla gecirdigim zamanin tadini cikardim doyasiya. Bu arada da is telasini, gündelik hayatimin stresini atmaya calistim.

Bu filmde beni en cok etkileyen sahneler iki esin birbirine olan saygi ve sevgisi ve de haniminin vefatindan sonra bile beyefendinin esinin hayalini gerceklestirmek ugruna verdigi sadakat örnegi oldu. Cocuklarimiza birakabilecegimiz en büyük miraslardan biri de sevgi, saygi ve sadakat degil midir zaten? Bu kadar keyifli bir filmle onlarin bu yasananlardan ders cikarmalarini saglamak ne kadar anlamli...